Yargıtay: Bylock İçin Somut Veri Gerekiyor

yorumsuz
8.799
Yargıtay: Bylock İçin Somut Veri Gerekiyor

Yine Yargıtayca verilen bir bylock kararının ardından beraberiz.. Bu kapsamda bahse konu yargılamalarında savunmalarımızın, fikirlerimizin ve bakış açılarımızın odak noktasında bylock konusu.. Çünkü hem sizlerden gelen soruların ekseriyeti bu hususa ilişkin hem de toplumda ve yargılama faaliyetini yürüten kurumlarda bu konuya ilişkin bir belirsizlik ve tutarsızlık söz konusu. Her yazımızda olduğu gibi bu yazımızda da, bahse konu yazışma programının diğerlerinden farklı bir özelliği olmadığını belirtelim kısaca. Zira bu hususta gerekli teknik izahatımızı önceki yazılarımızda yapmıştık, tekerrür olmasın.

Bylock konusunda değerlendirmeye başlamadan önce kararın ilk paragrafında yer alan ‘Dairemizin 2017/1809 Esas 2017/5155 Karar sayılı kararında silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin yapılan açıklamalar ışığında; sanığın, örgüte müzahir olması nedeniyle 667 sayılı KHK ile kapatılan Özel Yavuz Selim Gonca Anaokuluna çocuğunu göndermesinin örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği’ hususuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Ki Yüksek Mahkemenin bu ifadesiyle, bu sebepten dolayı suçlanan kimseler hakkında suç sübuta ermemiş demektir. Bunu hem komisyon başvurularınız akabinde alabileceğiniz red cevaplarına karşı açacağınız idari davalara, hem de adli yargı kapsamında yargılanmakta olduğunuz dosyalarınızın savunma bölümlerine yerleştirmeniz için belirtiyorum. Demek ki, çocuğunu bu okula gönderen kimselerin örgüt üyesi olmadıkları bir gerçek.. Hakeza katılım bankasına para yatıran, dini duyguları çerçevesinde sohbete giden, gazete dergi aboneliği olanlar, yasal sendikaya üye olanlar ve kriptolu yazışma programını kullandığı iddia edilen kimseler gibi. Yani tüm bu isnatların suç delili olabilmesi için incelemeye konu kararda da belirtildiği üzere bunların terör örgütü üyeliği kapsamında yapılması gerekiyor ve bunun da yargılamayı yapan mahkemelerce somut verilerle ispat edilmesi gerekiyor.

‘Dairemizin 19.09.2017 tarih ve 2017/1798 Esas 2017/5219 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin, suçun sübutu açısından belirleyici olması karşısında, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın Örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.’ İfadesinde Yargıtayın söylemek istediği hususta bir muğlaklık var gibi görünüyor.

Tarih ve sayısı belirtilen dosya kapsamında bylock kullanıcısı olmanın terör örgütü üyeliği için yeterli delil olduğunu belirtiyor, ancak bu ağa örgüt talimatıyla dahil olunduğunun gizliliği sağlamak amacıyla kullanıldığının kesin şekilde ve teknik verilerle ispat edilmesini istiyor mahkemeden. Bu kapsamda bylock kullandığını beyan eden ve bylock kullandığı sair şekillerde belli olan bir kişinin savunmalarında değinecekleri husus ana hatlarıyla; ‘bu programın Google play store da ve Apple Store da yer aldığını, bu programı örgüt üyesi olmayan kimselerin de kullanabildiğini’ anlatmaları gerekmektedir.

Bu hususta daha önceki yazılarda da değindiğimiz üzere; bu programı kullandığı tespit ve değerlendirme tutanağı ile iddia edilen kimselerin buna yönelik BTK kayıtlarının tespit edilmesini istemeleri gerekmektedir. Yani Mahkemenin iddiasına göre tespit ve değerlendirme tutanağında görülen mesajlaşma ve aramaların yapılması için karar metninde yer alan 9 adet ıp numarasına erişim yapılması gerekmektedir. Bu erişim yoksa bu programın bylock programı olamayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Diğer taraftan kahir ekseriyette olduğu üzere, mesajlaşma içerikleri olmayan ancak BTK dan elde edilen CGNAT kayıtlarında bahse konu ıp’ler ile etkileşimi tespit edilen kimseler için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini bir önceki yazımızda belirtmiştik.  Yazının devamı için tıklayınız.

Hem tespit ve değerlendirme tutanağı hem de CGNAT verileri olan kimseler için ise, ki bu kimselerin sayısı şu ana kadar rastladığıma göre çok az oranda, iki belgenin de karşılaştırılması suretiyle bir savunma yapılması gerekir. Yani BTK verilerindeki etkileşim saat ve tarihleri ile mesajlaşma metinlerinin karşısında yer alan saat ve tarihlerin aynı olması lazım ki, bu programla bahse konu mesaj metinlerinin yazılması sabit olsun.

Bylock konusunun Türk yargı sistemindeki delil statüsündeki yerinin olması gerekin neyse o hale gelmesi için çalışıyoruz. Yani bu programın salt olarak kullanımının terör örgütü için yeterli delil olmayacağı Yargıtayca da sabittir bu kararla. Bu yüzden Yargıtay terör örgütü amacıyla kullanıldığının kesin ve net delillerle ispatlanmasını istiyor. Bu hususta ben de Yargıtayla aynı fikirdeyim zaten.. Eğer bir terör faaliyeti her ne suretle yapılırsa yapılsın (Whatsapp, Messenger, SMS vs.) kesin ve net delillerle kanıtlanırsa cezalandırılmalıdır. Ancak bir araç vasıtasıyla suç işlendiyse bu o aracı kullanan herkesin aynı amaca matuf olarak suçlu oldukları anlamına gelmeyecektir. Zira nasıl ki her puşi takan, her mekap ayakkabı giyen PKK terör örgütü üyeliği için yargılanmıyorsa, bir aracı kullanan kimseler de o araçla bir suç işlendiği/terör faaliyeti icra edildiği iddiasıyla aynı suçlama ile itham edilemezler, edilmemeliler. Bu hususta CMK uyarınca delillerin güvenlik tedbirleri kapsamında hukuka uygun olarak elde edilmesi gerektiği gerçeğini de göz önünde bulunduralım tekraren.

Yaklaşık iki yıldır süren bu yargılamalar neticesinde geç de olsa kısmî de olsa yorucu da olsa bize verilen mesaj gayet açıktır.. Hukuk çerçevesinde hak aramak ve maddi gerçeğin tespitini sağlamak. Bu mücadelenin de etkin yapılması gerekmektedir. Bizler adaletin tecellisi kapsamında hak arayan her bireye yardımcı olmak için din, dil, ırk, siyasi görüş ayırt etmeden yardımcı olmak için buradayız ve bu platform bunun için var. Bu yardım benim tarafıma düşen yönüyle hukuka ilişkin olsa da mağdur olan her bireyin Devletine ve Ülkesine olan sadakatinin devam edebilmesi için gerekli yardımı yapmak olarak da tezahür edecektir. Bunun için de adaletin tecelli etmesi gerekecektir ki insanların hukuka olan güveni muhafaza edilsin.. Bu kapsamda yargılamaların ne yönde ilerleyeceğine dair öngörüler sunulabildiği gibi bu tür kararların açıklanması da aynı amaca hizmet etmesi bakımından önemlidir.

Son 6 aylık periyotta yazımıza konu olması bakımından bylock konusunda çok büyük değişiklikler oldu. Bugün bu değişikliklerin tezahürünü de gerek açık gerek örtülü olarak görmekteyiz. Ancak böylesi kararlardaki satır aralarına gizlenmiş olan mesajların yargılama bakımından doğru yorumlanması ve mahkemelere iyi anlatılması gerekir ki netice elde edilebilsin. Yüksek Mahkeme kararını analiz eden bu yazı da bunun gerçekleştirilebilmesi için kaleme alınmış, adaletin tecellisindeki bir mürekkep damlası olmaya adanmış bir yazıdır. Kolaylıklar dileklerimle..

Fatih ALKAN

T.C.

YARGITAY 16. Ceza Dairesi

TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGITAY İLAMI

Esas No                : 2017/2268

Karar No              : 2017/5655

TebliğnameNo : 16 – 2017/27467

İNCELENEN KARARIN:

Mahkemesi : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi

Tarihi            : 29.03.2017

Numarası     : 2017/482 -2017/488

Sanık             : Melek YEŞİLKAYA

Suç                : Silahlı terör örgütüne üye olma

Suç Tarihi     : 04.10.2016

Hüküm         : TCK’nın 314/2, 62, 53, 58/9. 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararma yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi r

Temyiz eden : Sanık müdafii

Tebliğnamedeki düşünce: Onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;

Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-)Dairemizin 2017/1809 Esas 2017/5155 Karar sayılı kararında silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin yapılan açıklamalar ışığında; sanığın, örgüte müzahir olması nedeniyle 667 sayılı KHK ile kapatılan Özel Yavuz Selim Gonca Anaokuluna çocuğunu göndermesinin örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği gözetilerek.

Dairemizin 19.09.2017 tarih ve 2017/1798 Esas 2017/5219 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin, suçun sübutu açısından belirleyici olması karşısında, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın Örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.

Sanığın, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmemesi karşısında; hüküm verildikten sonra Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 02.08.2017 tarihli yazısı ekinde dosyaya gönderilen Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile 441593 ID numarası ile melek 1741 kullanıcı adlı hesaptan yapılan görüşmelere ait içeriklerin CMK’nın 217/1. maddesi gereğince duruşmada okunup ayrıntılı savunmasının tespit edilmesi, sanığın üzerine kayıtlı olan ve kendisinin kullandığını belirttiği 0 505 570 33 03 nolu hat ile ByLock uygulamasına ait İP adreslerine (46.166.160.137, 46.166.164.176, 46.166.164.177, 46.166.164.178, 46.166.164.179, 46.166.164.180, 46.166.164.181, 46.166.164.182, 46.166.164.183) kaç defa bağlanıldığının Bilgi Teknolojileri İletişim Kuruntundan sorulması; söz konusu cep telefonunun baz istasyonlarını gösterir HTS kaydı getirtilip karşılaştırılması ve ayrıca sanığın cep telefonundan yaptığı görüşmelere ilişkin analiz raporu ile dijital materyallerinin incelenmesine dair soruşturma aşamasında yapılan işlemlerin sonucu beklenerek tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi; anılan hususların beklenmeme nedenlerinin karar yerinde gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,

2-)Kabul ve uygulamaya göre de;

a-)Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “04.10.2016 ve öncesi” olarak yazılmaması,

b-)Adli emanetin 2016/2341 sırasında kayıtlı eşyalar hakkında karar verilmemiş olması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 11.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 26 Ocak 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın