Psikolojik Destek Nedir,Ne Yapmak İstiyoruz?

yorumsuz
2.188
Psikolojik Destek Nedir,Ne Yapmak İstiyoruz?

Kıymetli KHKlı Platformu takipçileri, hepinize merhaba.

1,5 yıldan fazla süredir KHKlıların ve OHAL mağdurlarının yaşamaya çalıştıkları koşullar hepinizin malumudur. Sivil ölüm olarak ifade edilen, hayatımızın her alanına yayılmış ayrımcılıklar, bir vatandaş olarak sahip olduğumuz haklarımızdan mahrum bırakmalar, hukuki ve ahlaki olmayan cezalandırmalar, doğrudan sağlığımızı hedef almaktadır.

Durum Tespiti

Hak ve Adalet Platformu’nun OHAL Raporu‘nda da tespit edildiği üzere, mağdur ve mağdur yakınlarının önemli bir kısmının; ruhsal bozukluk tanısı alabilecek, psikolojik destek alması gerektiğini düşünen, hayati fonksiyonlarını sürdürmesini engelleyen belirtiler taşıyan ve bütün bunlar karşısında ne yapacağını henüz keşfedememiş durumda oldukları görülmektedir. Raporda araştırmacı olarak yer aldığım, Ruhsal Klinik Görünümlerin Analizi bölümünde bulunan bulgular bunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu yazı dizisinden evvel bu bölümün okunmasını tavsiye ediyorum çünkü mağdurların psikolojik durumlarını ve ihtiyaçlarını bize gösterdiği için, neler yapılması gerektiği konusunda mağdurlara ve bu yazı dizisine yol gösterici olmaktadır.

Platformumuzdaki birçok mağdurun, hemen her gün, psikiyatri ya da psikolojik yardım almalarına rağmen sivil ölüm koşulları ile başaçıkmada, mücadelede yetersiz kaldıklarını; büyük kısmının bir destek alma imkanının dahi olmadığını görüyorum. Daha da vahimi malesef, mahrumiyet koşullarında yaşayan, sosyal dayanışma ya da yardımdan yalıtılmış, durumlarını bilemediğimiz binlerce riskli durumda mağdur var. Bunlardan ancak intihar girişiminde bulunduklarında, yurtdışına gitmeye çalıştıklarında, bir kaza geçirdiklerinde haberdar oluyoruz. Oysa iş bu aşamalara gelmeden yapılacabilecek birçok müdahale hayat kurtarıcı kıymette olabilir.

KHKlı İntiharları
OHAL’de İntihar Vakaları

Bu noktadan hareketle mesleki deneyimim ve sürece ilişkin klinik gözlemlerim çerçevesinde;

Mağdurlarda koruyucu ruh sağlığının ve sağlıklı başaçıkma yollarının aktivasyonunu sağlamaya dönük bir rehber hazırlamanın faydalı olabileceğini düşünüyorum. Kişilere yazı yoluyla  doğrudan ulaşamasak ya da etki edemesek bile, buradan edinilen bilgilerle, bu konuda bir sosyal dayanışma ve yardımlaşma  bilinci oluşturarak, duyarlı insanlarımızın ihtiyacı olanlara nasıl psikososyal destek olabilecekleri konusunda asgari donanıma sahip olabilmelerini hedefliyorum.

Çünkü bu bir seferberlik halidir; insanlar ölüme itilirken ve ölürken,  ruh sağlığı çalışanlarının, derneklerinin ya da devletin konuya dair bir ilgileri, çalışmaları yoktur. Bizzat bu konuda ilgili yer ve kişileri, eyleme davet etme girişimlerim ilgililerin türlü gerekçeleri nedeniyle sonuçsuz kalmıştır. Bu vesile ile yeniden Türkiye’deki tüm ruh sağlığı çalışanlarına çağrımdır; şu çalışma, böyle hayati bir hedefle, bir grup insanın toplandığı bir platformla ve tek bir ruh sağlığı çalışanının eliyle sınırlı kalmasın. Şu ortamda sahip olduğumuz bilgi ve becerilerle bu insanlar için bir şeyler yapabilmeyi insani sorumluluğumuz olarak görüyorum.

***

Ne Yapılabilir, Nasıl Sonuç Alınabilir?

ψ Öncelikle burada yapmak istediğim işin sınırlarını ve çerçevesini ortaya koymak istiyorum. Ruh sağlığı hizmetleri, alanında uzmanlaşmış profesyonellerce kişiye özel olarak yapılır. Grupla danışma yoluyla olursa da grup dinamizmi özelinde kişilere odaklanır. Buradan edinilen bilgilerle kimse,  tedavi reçeteleri üretmeye, psikologluk yapmaya kalkmamalıdır; halihazırda uzmanların yeterliği dahi tartışma konusu iken böyle hareket ederek kişilere ya da kendinize farkında olmadan daha da zarar verirsiniz. Hedeflediğim şey asla bu değildir. Böyle hareket etmek alınan bilginin istismarı olacağından hukuki ve ahlaki sorumlulukları kişilerin kendilerine aittir.

ψ Burada yazılarla uzun uzun tespitler yaparak, mağduru mağdura anlatmayacağım. Ya da “şöyle yapın”, “böylesi daha doğru”, “öyle yaparsanız daha iyi gelir” gibi önerilerle genelgeçer iddialı reçeteler sunup herkeste işe yaramasını iddia etmeyeceğim. Bunlar kişisel gelişimcilerin ya da dini içeriklerden şifa çıkardığını iddia edenlerin işi olabilir. Bunların kişilere fayda sağladıkları bilimsel ölçülere göre açıklanamadığı, hatta çoğu tabloda zarara sebebiyet verdiği için kullanılabilir kabul edemeyiz.

Şöyle düşünün, bir kişiye yaşadığı sıkıntılardan kurtulmaya dair bir öneri veriyorsunuz. Size itimadından, dostluğunuzdan ya da fikri, inancı aklına yattığı için bunları deniyor ve beklediği sonuçları alamıyor. Sonra başka öneri alıp deniyor, yine faydalı gelmiyor. Bu ‘bir hap aldım geçti’ ya da ‘şunu yapınca iyi gelecek’ tarzı öneriler, kişilere tekrar tekrar umut verip hayal kırıklığına uğrattıkça kişinin iyileşmeye dair inancını kıracağından ve bunun için çaba sarfetme isteğini öldüreceğinden neticede kişiyi başladığı noktadan daha ağır bir tabloyla karşı karşıya bırakacaktır.

ψ O halde ne yapacağız? Ne yapmak kendimize, yardım etmek istediğimiz kişilere iyi gelebilir? Yapmaya çalıştığımız literatürde, psikososyal müdahale hizmetleri ya da psikoeğitim olarak ifade edilebilir. Psikoaktif dinleme becerisini edinme; hedefe/ihtiyaca dönük iletişim kurabilme; ruh sağlığını koruyucu ya da riskli koşullar açısından değerlendirip destekleyebilme; kendini ve koşulları gerçekçi değerlendirebilme; durumuna ilişkin bilgi sahibi olup, bunu farkındalığa, günlük hayata geçirebilme; temel ihtiyaçların karşılanması; önleyici, başaçıkmaya dair becerilerin güçlendirilmesi vb. başlıklarla kabaca toparlayabileceğim bir sürü konuyu içerebilir ihtiyaca göre. Planım, mağdurlarda gözlediğim, eksikliğini hayati bulduğum konulardan daha özelleşmiş konulara doğru bir bilgilendirme yapıp, kişilerin kendilerini ya da çevrelerindekileri bunlara göre değerlendirmelerini sağlamak, farkındalığın yayılmasını ummaktır.

ψ Gözünüz korkmasın, yukarıda işi bilimsel olarak da açıklama kaygısı yaşadığım için yazı dizisinin tam olarak ne işe yarayacağı anlaşılmamış olabilir ya da “bana ne faydası olacak bunların?” denebilir. Mağdurlara özel  “kendini değerlendirmeye” ilişkin bir bakışla somutlaştıralım öyleyse:

Bütün gün evde oturup, içinizden hiçbir iş yapmak gelmiyor mu? Tek yaptığınız “güzel bir şey olsa da şartlar iyileşse” diye beklemek mi? Kendi başınıza kaldığınızda düşüncelerin ve onlara bağlı duyguların birbirini izlemesinden kurtulamıyor musunuz? Sosyal ortamlarda, dışarda birileri sizi farkedecek ve durumunuzu soracak diye tedirginlikle mi dolaşıyorsunuz? İş arayıp bulamamaktan, işe girip çıkmaktan, ağır koşullarda çalışmaktan mı usandınız? Herkes sizden yüz mü çevirdi, arayan soranınız kalmadı mı? Mağdur olmayanlarla oturup kalkarken kendinizi uzaylı gibi mi hissediyorsunuz? Tüm vaktinizi tutuklu yakınınızı gördüğünüz ya da görüştüğünüz son anlarda size söyledikleriyle, oradaki kısa süreli yaşantılarla mı geçiriyorsunuz? Ailenizin, yakınlarınızın yanında vasıfsız bir sığıntı olmaktan bıktınız mı? Bunca haksızlıktan, ahlaksızlıktan, umursamazlıktan bıktınız mı?…

Bunlar uzatılabilir sayfalarca yazarız bitmez. Şundan dolayı uzun uzun yazdım bunları: Bu sorulara dışarıdan bir baktığımızda ne kadar yüklü, içinden çıkılmaz, çaresizlik ve problem odaklı olduğunu görebilmek mümkün. Üst üste bunları yazınca boğucu etkisini artırıyor. Yalnız günlük hayatımızda burnumuza kadar geldikten sonra doruklarına kadar yaşadığımız bu durumlar, bir başka taraftan bakabildiğimizde kendi içlerinde bizim neye ihtiyacımız olduğuna dair ipuçları taşıyor aynı zamanda:

Evde oturup hiçbir iş yapmıyorsak; anlamlı bir uğraş, iş bulmayı keşfetmeye ihtiyaç duyduğumuzu söyleyebiliriz. Herkes sizden yüz çevirdi, arayan soran kalmadı ise; sizi anlayıp durumunuza ilgi gösterecek insanlarla bir şekilde buluşmaya ihtiyacınız olduğunu görebiliriz. Tüm hayatınızı tutuklu yakınınızın gündemine, durumuna göre yaşıyorsanız; onun da içerde rahatlığı ve sizin de sağlığınız için, kendi gündeminizi de ön plana almaya gereksiniminiz vardır.

Bunlar da uzatılabilir. Bu defa burada üst üste yazdıklarıma bakıldığında bize üzerinden gidebileceğiniz yollar açıldığını görebilirsiniz. Bu noktadan bakınca da çözümün, umudun, heyecanın aktive olması mümkün. Bu basit bir düşünce pratiğidir mesela; çözüm odaklı düşünce denir. Aynı bunun gibi bir sürü gerçekçi değerlendirme yolları, hayatımızı düzenleyici, yapılandırıcı şemalar edinebilmek; zor şartlarla başaçıkmayı kolaylaştırır, sizi her probleme bir karşılık verir duruma getirir ve bunlarda duygularınızı düzenler.

ψ Son maddeyi toparlarsak; nasıl düşünürsek o doğrultuda yaşıyor ve hissediyoruz. Olayların ve koşulların etkisi üzerinden gidersek, onları tekrar tekrar yaşamaya devam ederiz. İşlevsel ve ihtiyaca göre değerlendirmeyi ve bakmayı öğrenirsek, çözüme ve daha rahat koşullara dönük yaşamaya başlar; en nihayetinde kendimizi daha iyi hissederiz. Bu ilke, psikolojide benim de eğitimini aldığım, Bilişsel Davranışçı ya da Kognitif Terapi ekolünün temel önermelerinden bir tanesidir: “Düşünceler duyguları değiştirir.” Elbette bu bir bakış; her koşulda her kişi için böyle düzenlemeler faydalı olmayabilir. Önemli olan bu tip bilgilere sahip olup mücadele repertuvarımızı geniş tutabilmektedir.

ψ Şunu da söylemekte fayda görüyorum. Mağduriyetiniz, ruhsal durumunuz ne kadar size özel ve ağır geliyorsa gelsin, insan makinesi belli şekillerde belli şeylerin etrafında çalışır. Fabrika ayarlarımız, ihtiyaçlarımız, zihnimiz ne kadar farklı görünse de, bir o kadar da benzeşir. Dolayısıyla yapılan araştırmalar, klinik çalışmalarla en ağır ruhsal tablolarda dahi ilerlemeler, iyileşmeler keşfedilmiştir. Elbette burada ruhsal durumunuzu iyi tespit edip, nereye kadar yaptığımız psikoeğitimin ya da psikososyal desteğin işe yarayacağını, nereden sonra artık bir psikiyatri ya da klinik psikolog desteğine başvurulması gerektiğini ayırt etmemiz gerekir. Yazı dizisinde bu konuya da özel olarak değinmeyi planlıyorum.

ψ Bu giriş yazısını daha fazla uzatmadan, sizlerin görüş ve önerilerinizi almak istiyorum. KHKlılar ve mağduriyetler ekseninde ihtiyaç duyduğunuz, takıldığınız, zorlandığınız konuları benimle paylaşırsanız bu çalışma daha da amacına uygun olarak gider diye düşünüyorum. Ruh sağlığı çalışanlarından da çalışmaya katkılarını bekliyorum.

Ekin Bayraklı
Psikolojik Danışman
ekinbayrakli@gmail.com
@icindekin

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 27 Mart 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın