OHAL’de Yaşananlar – 2

yorumsuz
1.768
OHAL’de Yaşananlar – 2

Hak ve Adalet Platformu tarafından hazırlanan “15 Temmuz 2016 Sonrası “OHAL” de Yaşanan Toplumsal Sorunlar Ve Hak İhlallerinin Sosyal Boyutları” konulu araştırmanın dikkat çekici bölümlerini paylaşmaya devam ediyoruz.

  • “Ameliyat sonrası resmi istirahat süresinde gözaltına alındım. Son 20 yıldır yaşamadığım, 550 km uzaklıktaki bir şehre götürüldüm. Hakkımda delil uydurularak tutuklandım. Aylar sonra delilleri öğrenip itiraz edince, ‘sehven yanlış yazılmış’ dendi. Yaklaşık 10 ay ailemden 550 km uzakta bir şehirde tutuklu kaldım.”

  • “13 gün gözaltı. Diyabet ve yüksek tansiyon hastası olmama rağmen 3 gün yemek verilmedi.”

 

“Hakkımda hiçbir adli soruşturma olmamasına rağmen MAKUL ŞÜPHE ile gözaltına alındık, eşim ile birlikte. Gerekçe: Kapatılan bir kurum personeli olmam (Darbeye katılmam falan değil). Gazi Üniversitesi Voleybol sahasına götürüldük. 600 veya 700 askerle beraber tutulduk, ellerimiz plastik kelepçeli bir şekilde. Günde 2 küçük ekmek verildi. Oraya getirilen askerlerden tatilde olanlar bile vardı.”

  • “15 Temmuzda senelik izindeydim. Bank Asya’dan 2013 senesinde konut kredisi aldığımdan dolayı terörist ilan edildim. Hakkımda soruşturma olduğundan habersiz memleketten Konya’ya gittiğimde gözaltı yapıldı. Yerel ve ulusal medyada resimlerim ve ismim açık açık yazılıp gösterildi, yalan haber yapıldı. Savcılık ya da emniyette ifadem bile alınmadan tutuklandım. Sebebi Bank Asya ve Bylock idi. Gözaltı yaparken kasıtlı olarak ayağımı burkup  pantolonumun dizini yırtıp, dizimi ve avuçlarımı kanattılar. Konya E tipi cezaevinde 12 kişilik koğuşa 44. kişi olarak konuldum. Her ay yapılan tutukluluğun devamı kararlarında kopyala yapıştır RET cevabı verildi. Gerekçede Bylock yazıyordu. 3 ay sonra “yapılan GSM ve ADSL incelemesinde Bylock yok” diye tahliye oldum. Her hafta karakola imzaya gidiyorum. Bu arada tahliyemden 8 ay sonra gelen iddianamede tekrar Bylock suçlaması yapılıyor, 38 sayfalık iddianamenin 37 sayfası benimle alakası yok. Son sayfada Bank Asya’dan konut kredisini terör faaliyetiymiş gibi yazmış savcı. Bu arada ben nasıl olsa ihraç edildim diye memleketteyken kapım kırılmış, evim aranmış. Gelen polisler benim ve avukatımın yokluğunda arama yapmışlar. Tekrar kilitlerini değiştirmişler. Arama yapılacağından veya yapıldığından bana haber dahi vermediler. Anahtarların haftalarca kimde kaldığı belli değil…İçerdeyken hukukun olmadığını gördüm, kapkaranlık bir tüneldesiniz, en ufak bir ışık dahi yok. İlk duruşmada SEGBİS ile bağlandım, Konya’daki, mahkemede dinleyici bölümünde 4 tane polis vardı. Hâkimin durumunu siz düşünün. İddia eklerini okumadığımdan süre istedim. İleri tarihe attılar…Daha yazacak çok şey var. 26 yıl üniformasını giydiğim polislik mesleğinden nefret ettim. Polis görünce yere tükürüyorum. Beni evimde yakalayan polis ellerimi kaldırıp teslim olmama rağmen “teröristsin sen” diye bağırdı, silahını artist, artist doldururken. Meslek hayatımda en ufak bir cezam yok.”

  • “Cezaevinde avukatla video kaydı ve gardiyan eşliğinde, yanımıza kâğıt kalem alamadan, yapacağımız savunmaları okutturamadan görüştük. Diğer tutuklular her hafta telefon hakkını kullanırken biz iki haftada bir kullandık. Görüşlerde sadece birinci dereceden (anne, baba, kardeş, anneanne, dede, eş, çocuk gibi) akrabalarımızı görebildik. Dışarıdan kitap veya dergi satın almamıza izin verilmedi. Koğuşta fotoğraf çektirmemize izin verilmedi. Kış boyu ıslak duvarlarla soğuk koğuşa çare bulamadılar. Kurs vs. etkinlikleri bize yasaktı. Ortak alan bize yasaktı. KHK ile AÖF sınavları ve diğerlerine girme iznimiz yoktu. Elektrik faturası ödüyorduk her ay. Sularımız kesildi uzun süre. Kelepçeli şekilde diş filmi çekildim, radyasyona maruz kaldım. Bizi koğuşta IŞİD li bir kadınla kalmaya zorladılar, istemeyince azarlandık, aşağılandık. “Siz de teröristsiniz” ithamlarına sessiz kalındı…İnsanca yaşamaya çalıştık bu şartlarda.”

 

  • “Gözaltında 10 gün kaldık. Bu süreçte aç ve susuz bırakıldık. Hakarete ve kötü muamele gördük. 5 kişilik koğuşlarda 20 kişi kaldık yerlerde yattık. Pis ve çok rezil durumdaydık. Kişisel temizlik yapamadık. Açlıktan kaslarımız eridi, yürümekte çok zorlandık.”

 

  • “İşkence gördüm, hakaret, küfür, dayak. Sonra hakkımda ifade verenleri öğrendim ama mahkemede hiçbiri beni tanımadı ve polis zoruyla ifade verdiklerini söylediler.”

 

  • “Bunlardan daha çok zoruma giden SGK bilgilerime ”KHK ile görevine son verildi” yazılması sebebiyle özel sektörde bile iş verilmemesi idi. Ve şu an sosyal güvencem yok. Hastalansam hastaneye gidecek param da yok. Dışlanmışlık psikolojisinden dolayı gitmeye niyetim de yok. Ya kendiliğinden iyileşeceğim ya da öleceğim. Bu sıkıntılar “iyi ki ölüm var” dedirtti bana.”

 

“Bağımsız adalet”li günler Türkiye…

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 6 Ocak 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın