OHAL’de Yaşananlar – 1

yorumsuz
1.289
OHAL’de Yaşananlar – 1

Aralık ayının sonunda Hak ve Adalet Platformu; “15 Temmuz 2016 Sonrası “OHAL” de Yaşanan Toplumsal Sorunlar Ve Hak İhlallerinin Sosyal Boyutları” konulu araştırmasının sonuçlarını basınla paylaştı. Araştırmaya KHK mağdurları, KHK mağdur yakınları ve KHK’larla doğrudan ilgisi olmayan vatandaşlar katılmıştı. Sürecin uzunluğu ve mağduriyetlerin fazlalığı nedeniyle oldukça geniş çaplı bir rapor hazırlanmış. Raporun tümünü okuyamayanlar için dikkat çekici bölümlerini yayınlamak istiyorum.

“Hangi birini anlatayım. Kirasını günü gününe ödediğimiz evden çıkartıldık. Babamın iş yeri kapatıldı. Toplum tarafından dışlandık. Annem ciddi sağlık problemleri yaşıyor. Kendim erken doğum yaptım.”

“Eniştem cezaevinde olduğu için ablamlar sürekli yer değiştirdi. Çocukların düzeni bozuldu. Yeğenlerim 5,5 ve 3,5 yaşındalar. Anne ne kadar önemliyse, baba da bir o kadar önemli. Babaları her an gelecek umuduyla her an dua ediyorlar. Babalarının, cezaevinde öğretmen olarak çalıştığını sanıyorlar. Görüşe gidince psikolojik olarak çok değiştiler. Ablam ise kendini kapattı insanlara karşı. Şuan yanında ben varım. Ama “keşke ölsem, çocuklarla birlikte” diyor. Çok korkuyorum, endişeleniyorum. Eniştem, bir karıncayı bile incitmeyecek kadar merhametli biri ve herkes tarafından sevilen biri. Ama diyorum eğer suçu varsa çeksin. Artık adalete inanmıyorum gerçekten.”

“Eşim 8 aylık hamileyken içeri alındı her üzüldüğüm de sancılanıyordum. Bebeğim için dayanmaya çalışıyordum. İki ay böyle geçti. Eşim olmadan doğum yaptım. Bebeğim, babası yanımızda olmadan büyüyor. Okula giden iki ablası var. Okul yardımına aile yardımına başvurdum vermediler. İhraç olduğu gün eşimin sigortasını kesmişler. Doğumda hastanede rehin kaldım. İki ay çıkışımı yapamadılar. Bebeğimi ücretli muayene ettiler. Ben depresyona girdim. Sinirlerim bozuldu. Yemek yiyemez, çocuklarıma bakamaz hale geldim. Doktora da gidemedim o zamanlar, sağlık güvencemiz yok diye. 100 gün devam etmesi gereken sigorta hemen kesilmiş. SSK da bir anlam veremedi. İki ay sonra yeşil kart çıkabildi. Şimdi tedavi görüyorum. Çocuklarımla hayata tutunmaya çalışıyoruz. Çocuklarım “Polisler bizi korumak içindi, suçluları yakalardı. Babamı niye aldılar?” diye soruyorlar. “Babam ne zaman gelecek?” diyorlar; cevap veremiyorum. Televizyondan öğrendiğimiz bir olayın sanığı yapıldık. Bir gecede hayatımız altüst oldu. Aslında biz 15 Temmuz’un mağduruyuz. Eşim 17 yıl bu vatan için öğrenci yetiştirdi. Doğuda zor şartlarda çocuklara Türkçe öğreterek görev yaptı. Sırası geldi mesleği için kendi çocuklarını ihmal etti. Hiçbir sicil suçu yokken, okulda en çalışkan en çok sevilen öğretmenken. Şimdi terör suçuyla suçlanıyor. Bu çok ağır bizim için. Ama vicdanımız rahat çok şükür masumuz. İnşallah tez zamanda biter bu sıkıntılar. Çok şey aldı götürdü benden bu zaman. Çocuklarımda da kötü etkiler bıraktı notları düştü, bocaladılar. Bebeğim babasına gitmek istemiyor. Çok üzülüyorum her şeye. Artık sular bir durulsun. OHAL kalksın. Masumlar serbest bırakılsın. Çok yorulduk…”

“Eşim cezaevinde. Evimi dağıtıp baba evine geldim. Çocuğum 3 yaşında, konuşamıyor. Psikolojik destek alıyoruz. Sürekli babasını sayıklıyor.”

“Herkes ‘terörist’ olarak görüyor.Ben nişanlıyım bu durum olmasaydı şuan evli olabilirdim. Nişanlılık süresini uzattık. Ailemin korkuları ve çevrenin müthiş bir etkisi var. Nişanı atmam için herkes elinden geleni yaptı. Ama ben sevdiğim, güvendiğim adamın her zaman arkasında oldum ve olmaya devam edeceğim. Gerçekten terörist olsaydı vatana millete bir hainliği olsaydı onu ilk terk edecek kişi bendim. Hiç bir suç tesis edilmemişken bunları yaşamak bana çok ağır geldi. İlk açığa alındığında, her şeyin düzeleceğini tedbir amaçlı olduğunu masum ve suçlunun en kısa zamanda ayrılacağını düşünüyordum. Sonra bir baktık ihraç listesinde ismi var.

“Geleceği artık beklemiyorum beklediğim tek şey ölüm.”

“Hayata küskünlük, bezginlik; Rabbimden ölüm diliyorum.”

“Hayatımız alt üst oldu. Artık yaşamak istemiyorum.”

“Vefa beklediklerinden ‘vebalı’ muamelesi gördüler. İnsanlara güvenim ve sevgim bitti.”

“Yuvamız dağıtıldı, itibarsızlaştırıldık.”

“Kimseye güvenim kalmadı”

“İnsanlara güven ve sevgim bitti”

“Devlete, adalet ve hukuka güvenim kalmadı”

“Adalete güvenimiz kalmadı”

“Adalete inanmıyorum gerçekten”

“Adını bile bilmediğimiz bir program hattınızda çıktı denildi… Devlete adalete güven sıfırlandı.”

“Psikolojik olarak çok yıprandık”.

“Devlete güvensizlik (içindeyiz).”

“Ülke ve yakınlarımın geleceğiyle ilgili endişelerim arttı.”

“Hamileliğimde gözaltına alındım ve serbest bırakıldım. Lakin bir gün eşimin ziyaretinden çıkınca siyah bir Transporter’dan 4 polis (olduklarını söylediler) arabada sorguya çektiler. Avukatsız! Hukuksuzca!”

“Yıllarca vatan millet aşkı ile çalışıyorsunuz. Bir gün bile şikâyet etmeden, onların kıyıp da evlatlarını gönderemedikleri yerlerde gençliğinizi geçiriyorsunuz. Çünkü ‘Bayrağın dalgalandığı her yer benim vatanım, hayatım’ diyorsunuz. Oradaki insanlara vatan devlet bayrak aşkını öğretmek için… Sonra biri çıkıyor diyor ki bu ‘terörist’… Bitti… Sormak soruşturmak yok… İncelemek yok… Daha da kötüsü inceleyip suçsuz diyorlar önce, sonra ihraç… Ve ben bunu kimseye anlatamıyorum… Çünkü insanlar bana yaklaşınca konuşunca ya da selam verince benim gibi terörist ilan edilmekten korkuyorlar… Ve ben bu süreçte hamileydim… Düşük riski… Sakat doğum… Ölü doğum gibi ilave sorunlarla da karşı karşıya kaldım…”

“25 Yıllık öğretmen iken işsiz kaldım. 1 yıl iş bulamadım. Hiç bir kurum bana iş vermedi. Değil sigortalı sigortasız bile iş vermeye korktu insanlar. Öz amcamın yanında 1250 tane işçi çalışıyor. Beton santralleri var. Babam benim adıma iş istedi, iş vermeye korktuğu için iş vermedi. Arkadaşlarım telefonlarından beni sildiler, arayıp sormadılar. Hatta bende kayıtlı telefonlarını silmem için bana haber bile gönderdiler. Akrabalarım benimle selamı sabahı kesti. Konuşmamaya hatta Twitter’den küfürler etmeye başladılar. Bir şey söylesem; gider “FETÖ’cü” derler, şikâyet ederler diye karşılık da veremedim. Allaha havale ettim hepsini…Şimdilik kaçak göçek sağda solda öğretmenlik yapıyor, evde çorbayı kaynatmaya çalışıyorum. Bu halime de çok şükrediyorum. En azından dışarıdayım, içeride değilim…”

“Bylock suçlamasıyla gözaltına alındım. Bebeğim olduğu için tutuksuz yargılanıyorum. Bir yıl oldu. Ancak istenen belgeler dahi gelmedi. Sesimizi duyan yok. Kimsenin umurunda değil. Uzman hekim olmama 4 ay kala atıldım. Yazdığım tezin olduğu bilgisayar bile elimde değil. 4 yıllık emeğim çöp oldu.

“Hiçbir gerekçe gösterilmeden Isparta E tipi kapalı ceza infaz kurumunda 10 ay yattım. Gene hiçbir gerekçe göstermeden tahliye oldum. İddianame yazılmadı mahkeme açılmadı. 10 ay neden yattım çıktım bilmiyorum.”

“Kendime ait küçük bir iş yerim vardı ilçede. Bir sabah iki polis dükkânıma, 3 polise de evimi aramayı gidiyor. Tabi hanım engelli, ne oldu ne bitti bilmiyor. O ayrı bir zulüm. Neymiş, hakkımda ihbar var, vesaire. Müşterilerimi bilgisayara kayıt ediyordum, yani dükkân alacağı. Hard-diski aldılar. Flaş belleği aldılar. 23 gün nezarette tuttular. Mahkemeye çıktık, serbest bıraktılar. Şu anda davam yok. Ama terörist olduk ve memleketi terk ettim. Poliste cep telefonum bilgisayar hard-diskim flaş bellek hâlâ onlarda. 30 yıldır ticaretle uğraşırdım bulunduğum ilçede saygın biriydim ve bizi mağdur ettiler ve her şeyimiz alt üst oldu.”

“İki satırlık yazı ile açığa alındım. Başkaca hiçbir gerekçe ve neden olmaksızın ve tarafıma da iletilmeksiniz açığa alındığım ileri sürülerek Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandım. Tutuklandığım için de 672 sayılı KHK ile mesleğimden ihraç edildim. Aslında tam bir kumpas ve şahsım gibilere kurulan tuzak neticesinde görevime son verildi. Yaklaşık 125 gün tutuklu kaldım. Akabinde tahliye edildim. Tahliyemin üzerinden yaklaşık 10 ay geçti ve hâlâ hakkımda hazırlanmış bir iddianame yok. Hazırlayabileceklerine de inanmıyorum. Yürütme beni ve benim gibi olanları ihraç ederek istediğini elde etmiş oldu. Lakin yargı erki bu ceza soruşturmasını nasıl bitirecek ve buradan nasıl adil bir yargılama ile çıkacağımı inanın bilmiyorum. Her şey belirsiz; şahsım ve ailem sivil bir ölüme mahkûm edildik. Yaşama tutunmaya çalışıyorum. Çok daha zor durumda olan insanları aileleri ve mağdurları gördükçe halime şükreder hale geldim. Yalnız ülkemizin bu kadar hukuksuz ve despotça bir şekilde yönetileceği ve buna toplumca da rıza gösterileceği aklımın ucundan geçmezdi. En büyük hayal kırıklığım buna. Görev yerim ve kimlik bilgilerim ile ilgili detaylıca bilgileri ileriki bir zamanda ve de gerek duyulursa vermeyi arzu ederim. En büyük dileğim; sadece KHK’lılara değil ülkemizin tüm toplum kesinlerine reva görülen mazlumiyet/mağduriyet ve sıkıntıların, ötekileştirmelerin sona ermesi. Ve gerçek anlamda huzurun hâkim olduğu bir toplum olabilmemiz.”

 “Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 2 Ocak 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın