OHAL ve KHK’lar Gölgesinde 24 Kasım

yorumsuz
1.588
OHAL ve KHK’lar Gölgesinde 24 Kasım

 

Ömer Faruk Gergerlioğlu, T24’deki yazısında  24 Kasım öğretmenler gününü ele aldı. OHAL sürecinde sorgusuz, sualsiz ve usülsüz şekilde işlerinden ihraç edilmenin ağırlığına dayanamayıp hayatlarını sonlandıran öğretmenlere de yer verdiği yazısının bir bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.

Yarın öğretmenler günü. Yarın her okulda kutlama yapılacak, öğretmenlerimiz fedakarlık gerektiren kutsal bir meslek olan öğretmenlikleriyle gurur duyacaklar. Devlet büyükleri kutlama mesajları yayınlayacak, öğretmene yönelik saygılarından bahsedecek. Mutlaka önemli bir devlet büyüğünün eski öğretmeni bulunacak, eli öpülürken fotoğraflar çekilecek.

Yılda bir gün gelecek bu mutlu günde, öğretmenlerin çoğu sevinecek ama bazıları tarif edilemeyecek hüzünler yaşayacak. Onlar az da değil. Mağdur edilmiş on binlerce KHK’lı kamu görevlisi içinde en büyük yekunu oluşturan grup onlar. Onlar eğitim ve öğretim için gecelerini gündüzlerine katarken bir gecede “vatan haini, terörist” ilan edildiler. Kimi üniversitesindeki işinden atıldı, kimi orta öğretimden, kimisi de ilk öğretimden. Ama hepsi bir anda şeytanlaştırıldı. Yargısız infazlara tabii tutuldular, sosyal linç onlar için en doğal olanıydı artık. Tebeşir tutmaktan başka bir şeye alışmamış elleri yerine göre kürek salladı, meyva topladı, ağır yük taşıdı. Kimisi bunu bile yapamadı, zira arkalarından koşturan bir damga, yasa dışı, hukuk dışı bir şekilde yeni işlerinden atılmalarına yetti.

Bu yıl öğretmenler günü çok acı haberlerle geldi. Biliyorum ki bugün çoğu eğitimci için böyle kalp yarası oluşturan üzücü bir gün olacak. Ama bugün gelmeden gelen ağır haberler tüm vicdan sahipleri için şok etkisi yapacaktı. İntihar eden öğretmen, Ege denizinde eşi ve çocuklarıyla boğularak ölen öğretmen haberleri en başta eğitimcilerin ve tüm duyarlı insanların gözlerinin önüne bir bomba gibi düştü. Fizik öğretmeni Hüseyin Maden ve Ana okulu öğretmeni Nur Maden, KHK’yla işlerinden atılmış, bu yetmemiş, haklarında yakalama kararı çıkmıştı. Adil yargının kaybolduğu, tutukluluğun cezalandırmaya döndüğü, “bunu bir hukuk insanı yazamaz” denen iddianamelerin ağır ithamlarla insanları yargıladığı, cezaevlerinde kapasite üstü sayıdaki insanların yerlerde yattığı bir Türkiye’den bahsediyoruz. Bu ortamda kaçak yolla yurt dışına gitmeye karar veren 3 çocuklu anne, baba öğretmen karanlık bir gecede Ege denizinin sularında kayboluyordu.

Bu ağır bir haberdi, zira ülkedeki ortamdan can tehlikesi pahasına uzaklaşmaya çalışan bir aile yok olmuştu. Olayın daha vahim yanı, dünyanın her tarafında medya kuruluşları için önemli bir haber değeri taşıyan bu olayı medya kuruluşlarının çoğunun görmemeye çalışmasıydı. Zira çok trajik bu olay, ülkenin durumunu resmeden bir tabloydu. Hiçbir vicdanın suskun kalamayacağı bir felaket yaşanmıştı. Bu dram KHK’lı eğitimcilerin yüreğini bir kez daha sızlattı, bir eğitimci sınıfında olması gerekirken ailece bir felakete uğruyordu, öğretmenler günü öncesi bunu duyup da üzülmeyecek bir insan olabilir mi?

Ya intihar eden öğretmenler, depresyondaki öğretmenler, öz anne babasının dışladığı öğretmenler, cezaevlerindeki öğretmenler? Bu insanları bekleyen nedir? Mel’un bir darbenin suçunu eğitimden başka bir şey bilmeyen eğitimcilerin üzerine yıkmak nasıl bir mantıktır?

OHAL döneminde intihar eden diğer eğitimcileri de hatırlatayım, çünkü bu insanlar intiharlarıyla belki hayatlarını bitirdi ama geri kalanlarda unutulmayacak bir iz bıraktı.

1. Mustafa Güneyler

2. Ergülü Yıldız

3. Ali Derebaşı

4. Behçet Emdi

5. Mehmet Karadoğan

6. Mehmet Fatih Tıraş

7. Mustafa Sadık Akdağ

Haberin Tamamını Okuyun

Kaynak: T24

 

 

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 23 Kasım 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın