Nuriye Gülmen’e Tahliye Kararı

Nuriye Gülmen’e Tahliye Kararı

15 Temmuz sonrası işlerini kaybeden eğitimciler, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, açlık grevine başladı. Ankara Yüksel Caddesini mücadelelerinin merkezine dönüştüren ikili, 23 May 2017’de tutuklandı. “Silahlı terör örgütüne üye olmak”, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlarından yargılandılar. Nihai karar 1 Aralık 2017’de verildi. Gülmen, “terör örgütü üyeliği”nden 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve tahliye edildi. Semih Özakça ise tüm suçlardan beraat etti. Cumhuriyet’in konuya ilişkin yazısını sizinle paylaşıyoruz…

KHK ile atıldıkları işlerine geri dönebilmek amacıyla 269 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yargılandığı davanın 6. duruşmasında dün karar çıktı. Mahkeme, 193 gündür tutuklu olan ve bir kez dahi mahkeme huzuruna çıkarılarak savunma imkânı tanınmayan Nuriye Gülmen’i “terör örgütü üyeliği” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Kararla birlikte Gülmen’in tahliyesine hükmedildi. Mahkeme, öğretmenler Semih Özakça ile Acun Karadağ’ın ise tüm suçlardan beraatına karar verdi. Özakça, 20 Ekim’de 150 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmişti.

Eğitimciler Gülmen ve Özakça ile öğretmen Karadağ’ın “örgüt üyesi olmak, propagandasını yapmak ve 2911 sayılı yasaya muhalefet etmek” suçlarından yargılandığı davanın karar duruşması Sincan Cezaevi Kampusu içerisinde yapıldı. Ankara 19. Ceza Mahkemesi’nin baktığı duruşmaya sağlık gerekçesiyle Gülmen yine getirilmedi.

“Mahkemenin bulunduğu çözüm buydu. Nuriye ölmeyi göze alsın buraya gelsin, bu şekilde savunmasını yapsın. Benden böyle bir dilekçe istediler. Burada olma sorumluluğu bende değil. Ben burada zorla tutuluyorum. Açlık grevinin vücudumda yarattığı zararların farkındayım. Vücudum her geçen gün lime lime eriyor. 268. gün bugün. Her gün buna şahit oluyorum. Dayatılınca da insan yazmak istemiyorum. Hekimler yazmazsan gidemezsin dediler. Sonunda düşündüm gitmeyi kabul ettim. Ama doktorlar yine gitmeme izin vermeyen bir rapor verdi. Ben ölüm pahasına göze alarak oraya gelmeyi göze almıştım. Bütün sorumluluğumu üstüme aldım. Ama nitekim gelemedim.”

 

Işıklar, 24 saat açıktı, uyuyamıyordum !

Hastanede tutulma koşullarını eleştiren Gülmen, 24 saat ışığın açık olması nedeniyle uyuyamadığını, bunun bedeninde yarattığı olumsuzluğun daha ağır olduğunu kaydetti. Mahkemenin kuvvetli suç şüphesi gerekçesiyle kendisini tahliye etmediğini anımsatan Gülmen, “Açlık grevi örgüt talimatıyla yapılıyor. Nasıl almışım örgüt talimatını? O hiyerarşiyi bir anlatın. Böyle bir şey mi var, somut gerçeklik mi var? Böyle bir şey yok. O zaman başından söyleyin siz bizim gözümüzde suçlusunuz deyin. İlk iki duruşmada, tanık beyanı yoktu. O zaman bizi tutacak ne vardı dosyada? Heyetin acelesi var. Hüküm kurmak istiyor. Bir hüküm kurulacak ama bu mahkemeye ait bir hüküm değil. Bu iktidara ait bir hüküm” dedi.

Haysiyetimizle oynandı

Semih Özakça, açığa alındığı ve ihraç edildiği dönemde görev yaptığı Mardin’in Mazıdağı ilçesinde olduğunu, bu süreçte bunalım yaşadığını ve beklemekle hiçbir şey elde edilmediğini anlattı. “Bu eylemin bu kadar uzun sürmesinin sebepleri nedir” diye soran Özakça, bunun örgüt talimatıyla olmadığını söyledi. Eylemlerinin meşru olduğunu belirten Özakça, şöyle devam etti: “120 gün boyunca biz açlık grevi yapmadık. Benim vicdanım, onurum beni buna itti. Ekmeğimi geri alma, öğrencilerime kavuşma düşüncem. Bizim kafamızı, gözümüzü şişirdiler bu eylemlerde. Bacaklarımızda ödem oluştu. Nuriye Hoca ile kol kola yürüyorduk, polisler bize gülüyordu. Gözaltına alındığımızda polis anamıza küfür ediyordu. İnsan muamelesi görmedik. Açlık grevinin sebebini orada arayın. Haysiyetimizle oynandı. Orada burada örgüt talimatıyla aramayın. Talimatı yani ağrıyan bedenlerimizde, kırılan burunlarımızda bacaklarımızda arayın. Ağlayan öğrencilerime söz verdim. Dedim ki ben geleceğim, tekrar döneceğim. Ben talimatı öğrencilerimden aldım. Direneceğim ve kazanacağım. Ailelerimiz hükümet yetkilileriyle görüşmeye gittiler. O dönemde bir adım atılsa açlık grevi diye bir şey olmayacaktı.” Öğrencilerine seslenmek istediğini belirten Özakça, “İşim için, ekmeğim için, sizler için direniyorum” dedi.

Haberin tamamı için tıklayınız.

Kaynak: Cumhuriyet

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 2 Aralık 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın