KHKlı Kadınların Çilesi

yorumsuz
2.541
KHKlı Kadınların Çilesi

KHK ile ihraç edilen G.K. isimli iş arayan hemşire, Ankara’da G.K. isimli iş arayan hemşire, başvurduğu iş ilanında aldığı teklifle hayatının şokunu yaşadı. Karşısındaki adam kadına 2 bin 500 TL karşılığında haftada 2 gün görüşme teklifinde bulundu.

9 Nisan’da KHK ile ihraç edilen 5 yıllık hemşire kadın G.K., ‘Ankara’da hemşire aranıyor’ ilanına başvurmak istedi. Posta’dan Gizem Yetil’in haberine göre yarım saat sonra başka bir numaradan mesaj geldi. Haftada 2 gün olduğunu görünce nöbet sistemi olduğunu düşünerek sitede ilanın altında yazan numarayı aradı ancak telefonu açan olmadı. Yaklaşık yarım saat sonra başka bir numaradan WhatsApp üzerinden genç kadınla iletişime geçildi.

Karşısındaki adam kadına; ‘kız peşinde koşmayı sevmediğini inançlı bir ailede yetiştiğini bu yüzden alkol ve sigara bile kullanmadığını’ söyleyip 2 bin 500 TL karşılığında haftada 2 gün görüşme teklifinde bulundu. Aldığı teklif karşısında şoke olan G.K., bu iğrenç teklifi sosyal medya hesabından paylaştı.

İşte o yazışma:

 

Haberin tamamı için tıklayınız.

Kaynak: Hürriyet

***

KHKlılara karşı yapılan sosyal ayrımcılıklar, tecrit ve yapılan ikinci sınıf muameleleri her fırsatta duyurmaya çalışıyoruz. Elbette bizlerin en temel ve güncel meselesi hakkımızı arayabilmek için geçimimizi temin edebilmek oluyor. Bu konuda tüm KHKlıların etiketlenerek imkanlarının daraltılması bir yana, toplumsal adaletsizliğin şubelerinden biri olan cinsiyet eşitsizliğinden faydalanmaya çalışılan nice vakalar yaşanıyor. KHKlı kadınların çoğu türlü ailevi, sosyal, ekonomik baskılar altında rızıklarını aramaya çalışıyor. Bunu fırsat bilen ahlak yoksunlarının iş görüşmelerinde nasıl davrandıklarını daha evvel “Sözüm Meclisten Dışarı” yazısında ele almıştık.

İş arama konusu istismar edildiği gibi, ihraç sonrası eve kapatılıp kendilerinden hizmetçilik beklenenler, tutuklu eşlerinin ailesi tarafından hakaretlere, suçlamalara maruz kalıp bu şekilde aynı evde yaşamak durumunda olanlar vb. kadının elindeki pozisyonunu kaybettiğinde, toplumsal olarak konumunun gözlerden düşerek o durumundan faydalanılmaya çalışılması, yaşanan mağduriyetler içinde ayrıca değerlendirilmesi gereken bir mağduriyeti ifade etmektedir.

Dolayısıyla yukarda verilen haberi uç bir örnek olarak değerlendirip, yargımızı sadece bunu yapan ahlaksıza yöneltmeyelim. Bu toplum,  KHKlı kadınların mağduriyetlerinin getirdiği kötü koşullardan faydalanma potansiyelini her karakteristiği ile taşımaktadır. Zaten etiketlenip dışlanmış, ötelenip travmatize olmuş hayatlarından daha da faydalanarak onları kendi kişisel motivasyonları için kullanıp köleleştirmeye göz dikmiş ahlaksızlar, malesef toplumumuzda gayet yaygın bir yaşam alanına sahiptir. Bu bazen akrabalar bazen dost dediklerimiz bazen işverenler bazen de sosyal hayatta yüzyüze geldiklerimiz oluyor.

Dünyayı kalbinde bir sızısı olanlar değiştirir derler. Vicdan ve duyarlılık malesef tanıklık ile öğrenilenden çok bizzat deneyim ile gelişen yanlarımız. Yazar Amin Maalouf ortadoğuluları şöyle tanımlar:

Her şeye üzülen ama hiçbir şeyle ilgilenmeyen insanlar.

Evet, acıyı, çileyi, derdi iyi bilir, kültürümüzün her ürünüyle taşırız. Bunları eylemlerimizle dindirmek yerine; bunlardan olabildiğince uzaklaşarak, acıdan kaçınarak, problemleri umursamamak üzerine yerleşmiş kültürel alışkanlıklarımız var aynı zamanda.  Rehavete yatkın, rahata keyfe düşkün, zora gelemeyen taraflarımız bu yüzden daha baskın olabilir. Hal böyleyken bizi eyleme geçirmeyen kalbin sızısı ya da üzüntüsünün insanlık adına ne kıymeti olabilir?

KHKlı Platformu

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 23 Ekim 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın