KHKlara Rağmen “İnsan” Kalanlar

yorumsuz
1.619
KHKlara Rağmen “İnsan” Kalanlar

Bu aralar sık sık dilime dolanıyor Aşık Mahzuni Şerif’in şu dizeleri:

Yoksulun sırtından doyan doyana,
Bunu gören yürek nasıl dayana,
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana,
Bilmem söylesem mi söylemesem mi?

15 Temmuz süreci, birçok konuda farkındalığımın artmasına sebep oldu. İnsanoğlunun ne kadar kötü olabildiğini yaşayarak anladım; duyarsızlığının, bencilliğinin, hırsının sonunun olmadığını gördüm, çoğu acınınsa izleyeni oldum sadece.

Çocukların, bebeklerin, hastaların, yaşlıların, gazilerin, lohusaların, dışarıdaki çocuklarının aç uyumasından korkan binlerce gözü yaşlı annenin vs. cezaevinden kurtulmasını umdum çaresizce. Mahkemelerinde, gerçek adaleti unutmamış hukukçularla karşılaşmalarını diledim… Maaşını hak edenlerin, hayatını ortaya koyarak vatanını savunan polislerin/askerlerin vb. açlığa mahkûm edildiğini, suçluyla suçsuzun aynı kefeye konduğunu, “tedbir” adı altında insan haklarının, hukukun katledildiğini gördüm. Yalnızca devlet tarafından yapılmadı açlığa mahkûmiyet, bir millet tarafından yapıldı, izleyicisi de boldu. Kimlerin, ne düşündüğü, özellikle ilk aylarda, aklıma çok takılmıştı. Nüfusumuzun çoğu şehirlerde yaşıyor ama bir de köylülerimiz var… “Devlet, yanlış yapmaz.”, “Devletten iyi mi bileceksin.” diyen köylülerimiz. İhraçlara, tutuklamalara ne diyorlardı…

Bu, hayatı köyde geçmiş bir kadının, süt satışından eline geçen para, sütçüden alınan paranın tümü bu değil elbette, eşinin O’na vermeye değer bulduğu miktar bu. Birlikte çalışıp kazanıyorlar, birlikte harcıyorlar, güya… Bütün o emeklerin, bir ömrü adamanın, eşinin sözünden çıkmamanın vs. karşılığı bu… Paranın miktarını gördüğünde gözlerine derin bir hüzün yerleşiyor, kimbilir kaçıncı defa yaşıyor bu hüznü. Köylerde yaşayan kadınlardaki sabra ve itaate, hep şaşırmışımdır. Tüm köylü kadınlar, anlattığım kadın gibi olmasa da benzer yanları çoktur. Köy okullarının duvarlarında, “Köylü Milletin Efendisidir” yazar ama pek de efendi saygısı gösterilmez köylülere, köylü kadınlara düşen saygıysa daha da azdır.

Şimdi, elinde 7.75 TL olan bu kadının, yıllarca kamuda çalışıp ihraç olmuş insanları nasıl gördüğünü düşünün. Tek kelimeyle “acımak” bu. O kadar eğitime verilen emek ve para için, gece gündüz çalışmaya rağmen kolayca gözden çıkarılanlar için, masumken vatan haini ilan edilen evlatlar için tutulan yas. Ağızdan çıkan “yazık!” kelimesi…“Ağaç kökü yesinler.” sözünü duymuş ve bir KHKlıya, “Bal ye” diyor, sözü söyleyeni ayıplayarak. Kendisi gibi, “insan”a ağaç kökü yemeyi yakıştıramayanların ne kadar az olduğunun farkında değil. Ekranlarda, sosyal medyada duyduklarımızın aksine, “Suçlu, suçsuz elbette ayrılır, arada canı yananlar olsun, ne olacak.” benzeri sözler söylemiyor. “İnsan” kalanlar olduğunu hatırlatıyor, uzaklarda bir yerde.

Son 14 aydan özetim:

  • Türk milleti, söylendiği gibi merhametli değilmiş. Annesi/Babası, ihraç veya tutuklu diye, çocuk dışlanırmış mesela, “çocuk” olması umursanmazmış.
  • İnsanlık, çıkarın başladığı yerde bitermiş. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık” diye bir hastalık sarmış tüm dünyayı
  • Gelişmiş ülkeler, söz konusu kendi vatandaşları değilse, zulmedilen Müslümansa, insan hakları ihlallerini, işkenceleri, adaletsizlikleri görmezden geliverirmiş.
  • Basınımız basın, sendikalarımız sendika değilmiş.
  • İki yüzlülük çok eskilerde kalmış, şimdi moda çok yüzlülükmüş…

“Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 19 Eylül 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın