Keşke Dememek İçin

Keşke Dememek İçin

Soruyoruz

Bir insana yapılan haksız ve hukuksuz muamele, bir kişiye bile haksızlık kabul edilemez fakat çoğumuz için bir istisnai durum olarak görülebilir. Bu durumun herkese genellenemeyeceği hissi uyandırır. Peki ya ihraç edilen Yüz binden fazla (100.000+) insana yapılan haksız, hukuksuz iş ve işlemler? Bu durumda sükût etmek ne kadar hukuki, ne kadar insanı, ne kadar ahlaki, ne kadar İslami?

Hiçbir soruşturma ya da araştırma gereği duymadan terörist-vatan haini gibi ağır yaftalardan daha büyük ceza ne olabilir? Peki ya ‘Vardır bir suçları.” anlayışına sahip olanların tavırları?

Bir çalışan için işine haksız olarak son verilmesi asla sadece işsiz kalmak anlamına gelmez. İhraç olmak toplumda, sadece gelirini kaybetmek olarak algılanıyor fakat görevden uzaklaştırılan insanların yitirdikleri şeyler arasında belki en hafif olanı maddi kayıpları. Toplumdan dışlanan, ailesi dağılan, düzeni altüst olan, borç batağına sürüklenip batan, 1 liraya muhtaç duruma düşmüşken ev-arabalarının satışına izin verilmeyen, kredi kartları keyfi iptal edilen, iş bulamayan, buldukları işlerde de sigortasız çalışmaya zorlanan, intihar eden, depresyona giren, çoluk çocuk ortada kalan insanlardan kimin haberi var? Haksızlığa uğradığını düşünen bireyin topluma ne gibi bir katkısı olabilir?

Adalete olan inancın yok olması acaba sadece ihraç olanları mı etkiler? Adalet gibi toplumun ve devlet teşkilatının esasını oluşturan bir omurganın tahrip edilmesi, vicdan sahibi vatandaşların da belini kırmaz mı? Emsalsiz adaletsizliklere sessiz kalanların aynı muameleye kendilerinin de maruz kalabileceklerinin de farkındalar mı? İşin enteresan yönü, daha önce benzer haksızlıklara uğrayanların sessizliği.

Masumiyet karinesi ihlal edildiği, Kendini savunma hakkının tanınmadığı, Suçun şahsiliğinin yok sayıldığı, Kanunsuz suç olabileceğini kabul eden, Şüphenin zanlının lehine işletilmediği bir ortamda adalet nasıl yeşerebilir?

Toplum vicdanının sesini olması gereken medyanın ve köşe yazarlarının büyük bölümü, olan biten hukuksuzlukları görmezden gelerek yok sayıyor. Vicdanlı gazetecilerin de maalesef sesi çok cılız çıkıyor. KHK mağdurları dertlerini sosyal medya araçları ve internet sitesi vasıtasıyla duyurmaya çalışıyor.

Tüm bunlarla birlikte ihraç edilenlerin dışlanması, açlığa mahkûm edilmesi, tüm güvencelerden mahrum bırakılması, ayrıştırılması, en temel insani haklarından bile mahrum bırakılması, aylarca iddianamesiz hapsedilmeleri, bebekli annelerin içeride tutulması gibi derin yaralar açan uygulamalar ısrarla devam etmekte.

Yaralar derinleşmeden, keşke dememek için toplum olarak kendimize bakmalı, hukuka dönüşü zorlamalı, insani olarak üzerimize düşeni yapmalı, keşke dememek için, imani ve ahlaki şuur içerisinde şunu sormalıyız:

(Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz? ( Tekvir-26. Ayet )

Yazı için @asrinmagduru ‘na teşekkürler.

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 2 Temmuz 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın