Kara Gün

yorumsuz
1.101
Kara Gün

     Herkesin hayatında, “dönüm noktası” dediği olaylar vardır. Evlilik, anne-baba olmak, sevilen birinin ölümü vs. Benim hayatımdaki dönüm noktası 28 Temmuz 2016, açığa alındığım gün…Yıllardır birlikte çalıştığım yöneticilerin, iş arkadaşlarımın (Sözde) neler söylediğini, kurumdan çıkarılırken bana nasıl baktığını hiçbir zaman unutmayacağım. Ben açığa alınmadan birkaç gün önce, bir iş arkadaşımızın, babasının ve eşinin cenazesine gitmiştik, 15 Temmuz’da yaralanmışlardı. Tebliğden sonra ne düşündüklerini tahmin edebilirsiniz. 29 Ekim 2016’da, 675 Sayılı KHK ile ihraç edildim (Cumhuriyet Bayramı hediyesi ! ), yani 3 aydan fazla açıkta bekledim, açıkta beklemenin ihraç edilmekten, pek farkı olmuyor, sen yıkılmış oluyorsun, insanlar da seni damgalamış oluyor. Elbette ben suçsuzluğumdan emin olduğum için söylüyorum bunu, suçlular, konumun dışında.

28 Temmuz neleri değiştirdi ?

       İşkoliktim, elimden gelenin en iyisini yapmak için gece gündüz uğraşırdım, 04.00’te gelen bir iş dosyası üzerinde çalışıp göndermek beni rahatsız etmezdi, ücretsiz olmasını umursamazdım, “işe yaramışlık” duygusunu seviyordum. Artık, insanların nazarında  çalışmanın değil, yönetim bağlantılarının ve siyasi görüş yakınlıklarının önemli olduğunu biliyorum, biliyordum ama hayata mal olacak kadar etkili olacağını düşünmezdim…

       Türk milletinin merhametli olduğu söylenir, biri yardım topluyorsa herkes az çok destek olur ve gerekli miktar tamamlanır vs. Ancak son 1 yılda gördüklerim bunun tam tersini gösterdi. Ben aç kalmadım ama annesi veya babası tutuklu olan çocuklara, akrabalarının bile bakmadığını biliyorum…İhraç olanlara iş veren çok az, tam bir dışlamışlık var, komşuların kapısı çalındı, açan olmadı, arkadaşlara (!) telefon edildi, meşgule alındılar, sonra da ulaşılmaz olundu. Yakınları, borç ister diye telefonu açmadı, biliyorlardı çoğu ihraç olanın hesabının bloke edildiğini. İhraç olanların veya tutuklananların suç işlediğini görmemişlerdi, ihraç olana kadar sayıp seviyorlardı güya, anne-baba suçlu olsa bile, tüm çocuklar masumdur. Anladım, Türk milleti yardımsever değildi, insan sevgisi kalmamıştı. İyi insanlar da vardı ama azdılar, çok az…

        Türk milletinin, vatanı için canını vereceklere saygı duyduğunu düşünürdüm, yani askerlere, polislere, askerdeki erlere, hepsi bu vatanın evlatlarıydı. Bu ülke, 35 yıldır PKK ile mücadele ediyor, şehit üstüne şehit veriyoruz, gazilerimiz “Vatan sağolsun” diyor. 15 Temmuz’da, silahını bıraktığı, “kullanıldığını onlardan öğrendiği” ni söylediği halde tekmelenen erler gördük…Erler, hani neredeyse her gün şehit verdiklerimiz, hani herkesin üzüldüğünü söylediği erler…O erler tekmelenirken içimden bir şeyler koptu, bizim erlerimizi, bizim insanımız tekmelerken…Suçlu olan herkes cezalandırılmalı, ancak suçlu, suçsuz hükmünü “bağımsız” adalet vermeli. Gözü dönmüşlüğe, vatanseverlik diyen halk değil…

        Bugün 28 Temmuz, bir yılda Türkiye’ye, insanlara bakış açım çok değişti. Ruhumun bir kısmı öldü, yeni insanlar tanıdım, güzel insanlar. Telefon numaramı değiştirdim, son bir yılda benimle iletişim kurmayan, iletişimi kesen insanları çıkardım rehberimden, “Kadınlar da askere gitmeli” derdim, karşılığı ihraç oldu, bir kırgınlık kaldı bir damga…

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 28 Temmuz 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın