İşkenceyi Şikâyet Mekanizması Çalışmıyor

İşkenceyi Şikâyet Mekanizması Çalışmıyor

Toplumsal konular her zaman ilgimi çekmiştir ve araştırmayı severim ancak bazı konular hakkında araştırma yapma imkânı ya çok az oluyor ya da hiç olmuyor. Bu, kısmen söz konusu sektörlerin güvenlik gibi zorunluluklarından, kısmen de  toplumun küçük bir kesimini doğrudan etkilemesinden, bilgilere sadece bu kesimin erişebilmesinden kaynaklanıyor, örneğin cezaevlerinde işkence ve kötü muamele. Adli kurumlarda çalışan az sayıda görevli hariç, cezaevlerinin içini gören pek olmaz. İçerideki yaşamı, yaşanan sorunları vs. dünyadan yalıtılmış oldukları için, tutuklu/mahkûm yakınlarının dahi öğrenmesi zordur. Dikenli teller, sadece kaçışı önlemez, aynı zamanda işkenceyi de gizler.

15 Temmuz 2016 sonrası cezaevlerinde  tutuklu sayısında patlama yaşanırken, işkence ve kötü muamelenin de çok arttığına dair iddialar var. İşkencelerin kanıtlanması oldukça zor, çünkü tutuklu/mahkûm avukatlarının ve yakınlarının belirttiğine göre, işkenceyi şikayet etmek ve belgelemek cezaevi şartlarında neredeyse imkânsız. Şikâyet olmaması için tutuklulara baskı yapıldığı, muayene olmanın çok zor olduğu ve doktorların gerçek muayene sonucunu yazmadığı söylenmekte. Bunlar, çok ciddi iddialar, üzerinde durulması, araştırılması, çözüm bulunması gereken sorunlar.

Önceki Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, cezaevlerinde  işkence iddiaları için, Kasım 2016’da:

“Özellikle FETÖ ile bölücü terör örgütü PKK işbirliği içerisinde Türkiye’yi uluslararası alanda yalnızlaştırmak, aleyhine olumsuz raporlar çıkarmak için ciddi bir kampanya yürütüyor.”

Temmuz 2017’de:

“Çok net söylüyorum. Darbe teşebbüsünden sonra gözaltında olan veya tutuklanmış bulunan herhangi bir darbeciye dönük kötü muamele söz konusu değildir.”

demişti. Twitter hesabından yaptığı bir açıklamada ise: “İşkence veya kötü muamele iddiaları, FETÖ/PDY mensuplarının oluşturmak istediği bir algı operasyonu paketidir, asılsızdır ve çarpıtmadır.” diyerek işkenceleri yalanlamıştı.İşkence iddialarının algı operasyonu olduğu söylenedursun, kötü muamele ve işkencenin varlığını,”sikayetvar.com”da dile getirilen birkaç örnekle size vurgulamak istiyorum.

İşkenceler, zaman zaman Meclis önergelerine de yansıdı, örneğin; Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, Tarsus İlçesi T Tipi Kapalı Kadın Cezaevi’nde kalan kadın mahkûmlara işkence ve kötü muamelede bulunulduğu iddialarına ilişkin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi. Bu soru önergesinin konuları;

  • En düşük 31 santigrat derece olan sıcaklıkta koğuşlara vantilatör ve buzdolabı verilmemesi,
  • Cezaevi idaresinin 15 kişilik koğuşa kirli ve içilemez olan bir damacana su vermesi,
  • Yemek kaşığının sınırlı sayıda verilmesi nedeniyle sırayla yemek yemek zorunda kalınması,
  • OHAL gerekçesiyle uygulamaya konulan “şifreli görüşme” uygulaması nedeniyle mahkûmların aileleriyle görüşememesi,
  • 56 kadın mahkûmun saçlarından sürüklenip darp edilerek, tecavüzle tehdit edilerek cinsel şiddete maruz kalması,
  • Cezaevi yönetimi tarafından, sağlık hakkı talep eden mahkûma açıkça, ‘Sizi tedavi de etmeyeceğiz, hastaneye de götürmeyeceğiz’ denilmesi, sık sık kameraların olmadığı hatırlatılarak tehditte bulunulması.

Avrupa İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi (CPT) heyeti, Türkiye’yi en son 4-13 Nisan 2018’de ziyaret etti ve incelemelerde bulundu. Geçtiğimiz günlerdeyse Komite, 2017 yılı raporunu paylaştı. Türkiye, hapishaneler ve gözaltı merkezleri raporunu yayınlamayan tek Avrupa Konseyi üyesi oldu. 45 üye ülke raporlarını kamuoyuna açıkladı, Türkiye hariç hepsi. CPT’nin Kasım 2016’daki raporu, yetkililere iletilmiş ancak yayınlanmasına onay verilmemişti. CPT Başkanı Mykola Gnatovskyy konuyla ilgili olarak:

“Bunun bir yolu yok. Tabii ki bulgularımız hakkında konuşmak isterdim ama tek bir söz bile söyleyemem. Yüzlerce insanla görüştük. Hem tek tek hem de başkalarının gözetimi altında. Yani sonuç çıkarabileceğimiz yeterince belgeye sahibiz.”

demişti. Raporun genel değerlendirme kısmında, etkili şikâyet mekanizmalarına ulaşılmasının önemine vurgu yapılıyor, özgürlüğü kısıtlanan kişilerin, işkence ve kötü muamelenin yanı sıra maruz kaldıkları hukuksuzlukları şikâyet edebilecekleri mekanizmalara ulaşamadıklarını dile getirdikleri belirtiliyor. Ayrıca raporda üye devletlere; tutukluluğun “son çare” olarak düşünülmesi gerektiği, hapsetmek yerine, kefalet, ev hapsi, elektronik izleme (kelepçe) veya pasaport iptali gibi adli kontrol önlemlerinin kullanılması gerektiği ifade edildi.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland ise; “CPT, düzenli olarak tutukluların hapishane koşullarının eksiklikleriyle ilgili tespitte bulunuyor. Üye ülkelere, koşulların insan hakları standartlarına getirilmesi ve tutukluluğun ancak kesinlikle gerekliyse uygulanması çağrısında bulunuyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Cezaevi ve geri gönderme merkezlerinin durumuna ışık tutacak bu tür raporların yayınlanmasına izin verilmemesi, işkence ve kötü muamelerle ilgili endişelerimizi artırmaktadır. İçişleri Bakanı  Süleyman Soylu: “15 Temmuz 2016’dan 11 Nisan 2018’e kadar tutuklanan kişi sayısı 77 bin 081 kişidir.” açıklamasını yapmıştı, sadece son 22 ayda yaklaşık 80 bin kişi tutuklanmış durumda, işkence ve kötü muamelenin varlığı yalanlansa da risk altındaki kişi sayısı çok fazla ve nesnel bilgiye erişemiyoruz. Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarına göre cezaevlerinde kapasite fazlası 30 bin kişi var, beton zeminde bile olsa uyumak için uzanabildiğine sevinen çok tutuklu olduğu biliniyor, bu şartlar dahi insan hakları ihlallerinin ve hukuka aykırılığın varlığını kanıtlar nitelikte. Türkiye, adalet ve insanlık adına yüz karası olan kötü muameleyi ve işkenceyi bitirmek istiyorsa öncelikle şikâyet mekanizmasına işlerlik kazandırmalı ve işkence suçlularına “etkin cezalar” vermeli. Halkın adalete güveninin yeniden sağlanmasında önemli bir etken olarak da adli kurumlarda, cezaevlerinde yaşananlar,  nesnel-tarafsız olarak kamuoyuyla paylaşılmalı, bilgilerin/verilerin paylaşılmasının önü açılmalı, iyisiyle kötüsüyle şeffaflık ve hesap verebilirlik esas olmalı.

“Bağımsız adalet”li ve işkenceden uzak günler.

Zeynep Sırdaş

KAYNAK YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

  1. http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiye-i%C5%9Fkence-raporuna-onay-vermedi/a-38512009
  2. http://www.yenicaggazetesi.com.tr/adalet-bakani-bozdagdan-iskence-aciklamasi-168036h.htm
  3. http://ilerihaber.org/icerik/tarsus-cezaevindeki-iskence-adalet-bakanina-soruldu-kadinlar-tecavuzle-tehdit-edildi-74966.html
  4. https://www.sikayetvar.com/adalet-bakanligi-oglumun-magduriyeti
  5. https://www.sikayetvar.com/adalet-bakanligi-denetim-yapilmamasi
  6. https://www.sikayetvar.com/adalet-bakanligi-tutuklu-agabeyimhastaneye-goturulurken-yerlerde-suruklenmistir
  7. https://www.sikayetvar.com/adalet-bakanligi-alanya-l-tipi-kapali-cezaevi-hasta-mahkumlarla-ilgilenilmiyor
  8. https://www.birgun.net/haber-detay/adalet-bakani-bozdag-bir-yerde-iskence-varsa-bize-soylesinler-135104.html
  9. http://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/196316-cpt-iskenceyi-sikayet-mekanizmasi-isletilmeli
  10. http://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/185727-hapishaneler-cok-kalabalik-tutukluluk-son-care-olmali
  11. http://www.internethaber.com/suleyman-soylu-acikladi-iste-fetoden-tutuklananlarin-sayisi-1864516h.htm
Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 22 Nisan 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın