İşkencecilere Gün Doğdu

yorumsuz
4.148
İşkencecilere Gün Doğdu

       İşkence, cezaevlerinin değişmez gerçeğidir, ancak 15 Temmuz 2016’dan sonra bu oran çok artmış durumda, gün geçtikçe de şiddeti ve yaygınlığı artıyor. Genellikle itirafa zorlamak, isim istemek, psikolojik baskı, ifadeyi istenilen şekilde imzalatmak, tutuklanma nedeninin FETÖ soruşturması olması gibi sebepler işkenceyi başlatıyor.

İşkenceye uğrayanlardan ve resmi kaynaklardan alınan bazı işkence türleri:

  • Tutuklunun, evindeki veya cezaevindeki eşine ve çocuğuna tecavüz edecekleri şeklinde tehdit edilmesi
  • Delil olmaksızın tutuklu yakınının gözaltına alınması, tutuklanması
  • “Üzerimde sadece iç çamaşırlarım vardı. Biri elinde 40-50 cm’lik bir şeyi yüzüme yaklaştırarak ‘fantezi yapabilirsin, zevk alacaksın’ gibi ifadelerde bulundu. Utancımı anlatamam.”
  • Tutuklunun eşine, kız kardeşine, annesine, çocuğuna küfür

  Avukat Selcen Bayun, müvekkillerinin suç duyurusunda bulunması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurması için kendisine anlattıklarını şöyle sıralıyor:

“Müvekkillerin kızgın asfalta oturtulması, ayaklarının üstünün ve dizlerinin yanması, ters ve sıkı takılan kelepçe nedeniyle bileklerinin kesilmesi, kafalarının duvara vurulması sebebiyle başlarında yaralar oluşması, atılan tekmeler nedeniyle oluşan kaburga kırıkları veya çatlamaları veya aşırı şiddetli vurmalar, özellikle başa alınan darbeler nedeniyle kafatası kırıkları…”

  • Kadınlara- erkeklere taciz, tecavüz girişimi
  • Cinsel organların sıkılması, ağırlık bağlanması gibi
  • Avukat-müvekkil görüşmesinin gizli yapılmaması, işkence vs. durumların konuşmasının engellenmesi
  • Gözaltı veya tutukluluk süresini keyfi olarak uzatmak
  • Yerde sürükleme, darp edilmesi ( kaburga kırıkları, kafa travması vb. ile sonuçlanabiliyor)
  • Başını duvara vurma
  • Üzerine silah doğrultulması (nezarethaneye silah sokmak yasak)
  • Doktorların cezaevi yönetiminin istediği şekilde rapor yazması, darp vs. durumları rapora yazmaması
  • Tedaviye ihtiyacı olan tutukluların muayene edilmemesi veya muayenenin geciktirilmesi
  • Avukatla görüştürmeme
  • Koğuşlara giriş ve çıkışlarda çıplak arama
  • Tuvaletlerini üzerine yapmak zorunda bırakma
  • Tutuklunun avukatıyla ve ailesiyle iletişimini zorlaştırmak, engellemek
  • Vücutta sigara söndürme
  • Koğuşlara kamera yerleştirilmesi, mahremiyetin engellenmesi
  • Kitap, gazete yasağı
  • Rahatsız edici pozisyonda tutmak, uykusuz bırakmak
  • Kamil Uluç: “Sorgunun son gününe geldik. Dediler ki işkencenin dozunu yükselteceğiz. Çırılçıplak soydular, resimlerimizi çektiler.”
  • Görüş günlerinin keyfi olarak değiştirilmesi
  • Farklı ile sevk etmek, aileye, gizlilik gerekçesiyle, sevk edilen cezaevine dair bilgi vermemek
  • Keyfi sebeplerle hücreye koymak
  • Tedavilerin engellenmesi
  • Aşırı kalabalık, havasız koğuşlar
  • Su vermemek, koğuştaki kişi sayısı kadar yemek vermemek
       Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı:
 “BM İşkenceyi Önleme Komitesi’nin 15 Temmuz öncesi raporu ortada, işkencenin ne denli yaygın olduğunu gösteriyor. Ama darbeden sonra gözaltı sürelerinin 30 güne çıkarılması kabul edilemez. Bu işkencenin önünü açan bir yasal düzenlemedir.”
       İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Emma Sinclair Webb:
 “Hükümetin ortaya atılan işkence iddialarını kapsamlı bir şekilde araştırması gerekir. Ama yapılan açıklamalarda bu alanda bir istek görmüyoruz. Açıklamalar aksine, işkence yapmakla suçlanan kolluk kuvvetlerine yaptıklarının neredeyse yanlarına kar kalmasına yol açacak şekilde garanti veriyor.”
         Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 24 Temmuz’da verdiği bir mülakatta Uluslararası Af Örgütü’nün raporuna karşılık olarak şu ifadeleri kullanmıştı:
    “Kim Türkiye’nin cezaevlerinde işkence var diyorsa yalan söylüyordur, iftira ediyordur. Cezaevlerimizde işkencenin olması kesinlikle mümkün değildir. Eğer böyle bir şey varsa herhangi birisi şuna yapıldı diyorsa bakanlığa yazsın, ismini yazsın, kim yaptıysa onun da ismini yazsın biz gereğini derhal yaparız. Ama böyle bir algı oluşturmaya çalışıyorlar özellikle bu FETÖ’cü örgütün mensupları ve onu destekleyenler bunu yaymaya gayret ediyorlar.”
       Tehdit, avukatla yalnız görüşmenin engellenmesi gibi yollarla, işkencelerin konuşulması, şikayet edilmesi genellikle engelleniyor, dolayısıyla Bakanlığa bildirilmesi pek mümkün görünmüyor. Ayrıca doktorlar, işkence gören tutuklunun mevcut durumunu raporlamıyor, sağlam olduğuna dair rapor veriyorlar. İşkence iddiaları, sadece FETÖ kapsamında tutuklananlardan değil, her kesimden geliyor. İşkence görenler, tutuklulukları sona erdikten sonra tıbbi yardıma ve psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyorlar. İşkence, cezalandırma yöntemi olarak kullanılmamalı ve işkence yapanlar hakkında yasal işlem yapılmalıdır.
       Bağımsız adaletli ve işkencesiz günler…
Zeynep Sırdaş
Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 22 Temmuz 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın