İNCELENMEKSİZİN RED

yorumsuz
3.257
İNCELENMEKSİZİN RED

Masalar, tıklım tıklım dolu, insanlar aceleyle karnını doyurmaya çalışıyor. Kalabalığın arasında, tanıdığım bir kişi ilişiyor gözüme, O’na doğru gidiyorum, ayaküstü konuşmaya başlıyoruz. Yanında ilk defa gördüğüm biri var, sohbetimize O da dahil oluyor. Önceki işimin ne olduğunu, buraya niçin taşındığımı vs. soruyor, geçiştiriyorum soruları. Bu konuya girilmesi, KHK öncesi hayatımdan bahsetmek beni rahatsız ediyor…Çünkü ihraç olduğumu söylediğimde verilen tepkilerin hiçbiri hoş değil; öfke veya midesi bulanıyormuş gibi bakılması (nefret dolu kişilerde ! ), acıma veya mahcubiyet (özellikle her ihraç edilenin suçlu olmadığının farkında olanlarda), aşağılama, ihraç sebebi-kriter açıklaması beklenmesi gibi...İnsanlara, “Anayasa Mahkemesine, İdare Mahkemesine dilekçe yazıp açıklama/savunma  yaptım da ne oldu…” diyesim var…Elbette haksızlıklar giderilene kadar, bu süreçte yaşananları anlatmak zorunda olduğumu biliyorum, sabretmem gerektiğinin farkındayım, yine de bazen nefes almak ve konuşmak bile zor geliyor…Bahsedeceğim kişiyle karşılaştığımızda da böyle bir ruh hali içerisindeydim.

O bir oyuncu, oldukça fazla dizide oynamış ama ben pek televizyon izlemiyorum, bu yüzden tanıyamadım. Herkesle nasıl konuşuyorsam öyle konuştum, gerçi ünlü olduğunu bilsem de bir değişiklik olmazdı. Olduğumdan farklı biri gibi görünmeye çalışmam, bunu yapan insanları da samimi bulmam (Bu arada sohbetimize katılan sayısı arttı, oyuncuyu tanıyanlar oldu ve konuşmalar ilgilerini çekti).

Birçok ünlü gibi, O da dinlenilmeyi, dikkat toplamayı seviyor. Konu dönüp dolaşıp “15 Temmuz sonrası Türkiye”ye geliyor. İhraç  edildiğim için bu sürecin merkezindeyim. 15 aydır gecem gündüzüm KHK, OHAL, cezaevinde annesiyle kalan 668 çocuk, insan hakları ihlalleri, işkenceler, tutuklu kadınlara tacizler, çıplak aramalar, keyfi tutuklamalar, banka hesabı blokeleri, mal varlıklarına el konulması vb. ancak O/onlar bunları bilmiyor…Anlaşılan asılsız ihbarların, ihraç ve tutuklama sebebi olmasından, soruşturma – sorgulama yapılmadan çalışanların ihraç edilmesinden, damgalanan on binlerden habersizler. İhraç olanlara “İNCELENMEKSİZİN RED” cevabının geldiğini bilmiyorlar, umurlarında da değil bu. Son 1 yılda yaşananları anlatırkenki konuları; saman ve helal Sırbistan eti ithalatı…Oyuncumuz belli ki içmeyi seviyor, sohbeti rakılı, şaraplı esprilerle süslüyor  (insanların içecek tercihi elbette kendini ilgilendirir, ancak ben ciddi konuların bu şekilde sulandırılmasını doğru bulmuyorum, en azından benim için ciddi…), benden başka herkes gülüyor konuşulanlara…Oyuncumuz nihayetinde: ”Cemaatten nefret ederdim ama rahat konuşamazdım…Şimdi oh ne güzel, “FETÖcü” deyip istediğimi söylüyorum.” diyor…(Kahkahalar)

Artık söylenenleri duymuyorum, 15 aydır nasıl bir ön yargıyla mücadele ettiğimin daha çok bilincine varıyorum. Evden işe, işten eve giden, hayatı eğitimle geçen, sosyal sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan ben, toplum nazarında böyle görülüyorum demek…Bana, emeklerime bu kadar değer veriliyor (!)…100 binin üstünde KHKlı da benim gibi, yaşamını devam ettirmeye, haklarını, saygınlığını, önceki yaşamını geri almaya çalışıyor. Ünlülere, köşe yazarlarına, medya yüzlerine, adaletsizlikleri dile getirmedikleri için kızıyoruz, sitem ediyoruz, üzülüyoruz ancak unuttuğumuz bir şey var: İnsanların kalbine merhamet yerleştiremeyiz ve pes etmek gibi bir seçeneğimiz yok…

“Bağımsız adalet”li günler…

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 23 Kasım 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın