Hak İhlalleri Dosyası 7 – Eşitlik İlkesi

Hak İhlalleri Dosyası 7 – Eşitlik İlkesi

Bu haftanın yazı konusu eşitlik ilkesi olacak. Bu konu ile Ohal’in bizden götürdükleri köşemizdeki hukuk serüvenimize son vereceğiz, ancak farklı hukuki konulardaki birlikteliğimiz sürecek inşallah.

İnsanlar dünyaya hep farklı fıtratlarda gelmişler… Yüzyıllardan, hatta bin yıllardan beri başka başka prototiplerde insanlar varlık sürdürmüş aynı topraklar üzerinde… Eşitlik kavramı bence dünyanın her zerresinde varlığını göstermekte. Şunu demek de yanlış olmaz zannediyorum (teşbihte hata olmasın) kainat yaratılırken mayasına çalınmış bir kavram eşitlik. Çünkü her insan ölecek ve O’na döndürülecek. Yani iyi veya kötü, güzel ya da çirkin, fakir ya da zengin.. Herkes ölecek ve adaletin şaşmadığı mizan isimli terazide haklı olup olmadıkları anlaşılacak. Yani görüldüğü üzere herkes eşit olarak yaratılmış ve akıbetleri de hep eşit olacak. Tüm bu kavramlar bahsimize konu olan hususun manevi, felsefik ve mistik yönleri idi. Yazıya başlamadan önce fırsat bulduğum her alan ve ortamda bu konuyu düşündüğüm için yukarıda yazdığım hususlar hep hatırımdaydı. Kısaca belirtmek gerektiğini düşündüm.

Eşitlik kavramının bizim konumuzla alakasına gelirsek, hukukun temel dayanağı olan veya olması gereken husus hukuk devletlerin Anayasalarıdır. Bizim Anayasamızda da eşitlik ilkesi 10 uncu maddede kendisine yer bulmuştur:

Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Bu maddenin sadece birinci fıkrası bile gayet açık biçimde her şeyi açıklıyor aslında. Eşitlik kavramı sadece burada değil birçok hukuki teamülde, kuralda kendisine yer bulmuştur. Yukarıdaki maddenin tezahürü olarak hukuk terminolojisinde ‘Kanuni Eşitlik İlkesi’ vardır mesela. Bu ilkeye göre herkes kanunlar kapsamında eşittir ve hukuka uygun olarak yürürlüğe girmiş olan bütün Türk Kanunları herkese eşit olarak uygulanır. Bu hususta hiçbir ayrım yapılmaması gerekir ki, toplumsal barış ve yeknesaklık sağlansın. Bu durum aslında gelişen toplumlar kronolojisinde birçok noktada kendisine yer bulmuştur. Ortaçağ dönemi Avrupa’sına baktığınızda mesela kast sisteminin belirgin olarak varlığını sürdüğü görülmekte, hakeza günümüzde kast sisteminin yaygın biçimde uygulandığı ülkeler olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve diyoruz ki çok şükür ülkemizde böyle durumlar yok. Elbette yok, ancak malum soruşturmalar kapsamında eşitlik ilkesi hiçe sayılırcasına yapılan muameleler? Tamamen feodalite rejimindeki uygulamalara benzeyen durumlar? Bir kısım mevkilerde tanıdıkları olan kişilerin aynı gün içerisinde serbest bırakılmaları karşılığında, aslında akıllı telefonu olmayan ancak ‘bylock’ isimli kriptolu yazışma programını kullandığı iddiasıyla yaklaşık bir yıldır tutuklu kalan kamyon şoförünün aslında bylock kullanmadığının anlaşılması ve ilgilinin hayatından bir yılın heba olup gitmesi hangi tazminatla giderilir ki?!

Eşitlik ilkesi kapsamında Allah’ın dünyaya eşit olarak gönderdiği insanlara yine eşit olarak hayat sürdürmektir bence babayiğitlik. Eğer bunu sağlayabiliyorsanız gerçek anlamda Müslüman, gerçek anlamda lider ve gerçek anlamda bir İnsan olabilirsiniz. Hukuk fakültesi eğitimi sırasında bir hocamdan duyduğum sözdür; ‘Adalet, aslanın ağzındaki ceylanı kurtarmak, ancak o aslanı da aç bırakmamaktır.!’ Adaletin tarifi budur, hukukun varlığı bunu gerektirir, her şeyden önce vicdanlı bir insan olabilmek bunu gerektirir.

Eşitlik aslında sadece hukuk alanından ziyade sosyolojik ve psikolojik birçok konunun ortak noktasıdır. Eşitliği uygulamak, insanları hukuk önüne eşit olarak çıkarmak günümüz bakımından çok önemli ve bir o kadar da zor bir uygulama. Keşke ülkemizde eşitlik en ince ayrıntısına kadar uygulansa da insanlar çözümü gayrimüslim bir teşekkül olan uluslararası mahkemelerde aramasalar. Keşke, yapılan yanlışlar ülkemizin en üst düzey mahkemesi olan Anayasa Mahkemesinden dönse de insanlar buradan da ret cevabı aldıklarında gidebilecekleri mercileri bizlere sormasalar. Keşke İslam dininin bir gereği olarak Hz. Ömer timsali bir adalet sergilesek de gayrimüslimler adaletin tecellisi için bize başvursalar. Şimdilik ülkemizin yaşamış olduğu travma kısa vadede tüm bu saydıklarıma müsaade etmeyecek gibi görünüyor ancak bir hukukçu olarak, bu hususların gerçekleşmesi için elimizden geleni yapmayı nasip etsin Rabbim.

Bu çerçevede eşitlik ilkesinin hukuki kapsamda tarif edilebilecek bir yönü bulunmamaktadır. Yani ihtisas gerektirmeksizin anlaşılabilecek bir yapısı var. İnsanlar da OHAL kapsamında da sair durumlarda da eşitlik ilkesine uygun olarak muamele görüp görmediklerini sanırım ki biliyorlar. Eşitliğin sağlanması için hukuk kuralları çerçevesinde gerçeğin tespiti için etkin çalışma ve sabır gerekiyor her zamanki gibi. Eşitlik temelinde, demokratik, insan haklarına saygılı  ve hukuka uygun bir zemin oluşturulması ve o zeminde toplumun bütün kesimlerinin buluşması temennisiyle…

Fatih ALKAN

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 14 Kasım 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın