Hak İhlalleri Dosyası 3 – İşkence

Hak İhlalleri Dosyası 3 – İşkence

İşkence, köken itibariyle farsça bir kelime olup anlamı, bir kimseye yapılan aşırı eziyettir. Türk hukukundaki tanımı ise kişiye cismen zarar vermek veya şüpheli/sanığa suçunu itiraf ettirebilmek amacıyla can yakıcı davranışta bulunmaktır. Anayasamızın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında kişilerin işkenceye karşı anayasal teminat altına alındığını da görmekteyiz. İşkence kavram itibariyle daha ağır şartlarda gerçekleştiği varsayılan bir yöntemdir, ancak aşağılayıcı muamele daha hafif olarak nitelendirilebilir. Demokratik hak ve özgürlüklerin Ortadoğu coğrafyasına nispeten daha güçlü olduğu Avrupa ülkelerinde, insanlık dışı ya da onur kırıcı muamelenin işkenceyle aynı statüde görüldüğünü AİHS md 3’te görmekteyiz.

Madde 3 :

İşkence yasağı

Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.

Bu maddenin incelenmesinde geniş anlamda kabul gören şu değerlendirmeyi aktarmakta fayda görüyorum; uygulanan davranış kişide acizlik, korku, değersizlik gibi duygular uyandırıyor ve kişinin onurunu kırıp onu küçük düşürüyorsa ‘Alçaltıcı veya kötü muamele’, kişide bedensel veya ruhsal yönden şiddetli acı meydana getiriyorsa ‘İnsanlık dışı muamele’, eğer davranış bu iki halden daha şiddetli biçimde etkilerini gösteriyorsa ‘İşkence’ olarak nitelendirilmektedir. Aynı durum İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 5 inci maddesinde de belirtilmektedir.

Gerek demokratik toplumlarda gerekse Ortadoğu coğrafyasında alçaltıcı veya kötü muamele görülebilmektedir. Bu konuda yer, din ve millet olarak bir ayrım yapmaktan ziyade konunun insanların vicdanlarında çözümlenmesinin daha sağlıklı ve kalıcı olacağını düşünüyorum. Zira yukarıda kısa olarak tanımını yaptığımız muameleler insanın ruhsal yapısında büyük çöküntüler bırakmakta, hatta bir adım öteye geçerek hayatlarını kaybetmelerine neden olmaktadır. Bu durumun ruhsal çöküntü mahiyetinde insan fıtratında bıraktığı etki sizlerin nezdinde geniş yer tutan Sevgi Hemşirenin hayatına son vermesinde apaçık ortadadır.

İşkence, alçaltıcı veya kötü muamele ile insanlık dışı muamele kavramlarını somutlaştırma adına örneklendirmek gerekirse;

  • İşkence, gözaltındaki sorgu sırasında veya cezaevinde tutukluyken kişiye şiddet uygulanması olarak tasavvur edilebilir. Bu şiddet kimi zaman dayak, kimi zaman tırnak çekilmesi gibi çok geniş şekilde sıralanabilir. Sürecin ilerleyerek 1 yılı aşkın süreye ulaşması sonucunda sizler de bu durumu örneklendirebilirsiniz.

  • İnsanlık dışı muamele, kişinin kelepçelerinin çok sıkılması, saatlerce ayakta bekletilmesi, küfür edilmesi, ‘masumiyet karinesi’ konulu yazımızda belirttiğimiz hususlara zıt olarak kişilere ‘terörist’ yaftasının vurulması ve sair şekilde örneklendirilebilir.

  • Alçaltıcı ve kötü muamele ise, gözaltında tutulma şartlarının kötülüğü, kişilerin işyerleri önünde saatlerce kelepçeli olarak bekletilmesi, yemek verilmemesi veya çok az (ekmek ve su şeklide) verilmesi, tutuklu bulunduğu cezaevinde yatak bulunmaması, lavabo banyo ihtiyaçlarının hijyen kuralları içerisinde karşılanamaması gibi temel yaşam gereksinimlerinin seviyesini aşağıya çeken bir çok uygulama da bu duruma örnek olarak gösterilebilecektir.

İşkence, aşağılayıcı veya onur kırıcı ve insanlık dışı muamelenin muhatapları ekseriyetle adli işlem geçirerek gözaltına alınmış, tutuklanmış kişilerdir. Çünkü bahse konu suç ve bu suça mahal verecek ihlallerin meydana gelmesi için kişinin devletin egemen gücü kapsamında gözetim altında bulundurulması gerekir. Türk Ceza Kanunun 94. maddesinde tanımlanan işkence suçu, Birleşmiş Milletlerin da almış olduğu bir Genel Kurul Kararıyla tanımlanmıştır. Buna göre işkence;

Bir Kamu görevlisi tarafından bizzat veya onun teşvikiyle bir kimseye, kendisinden bir itiraf almak veya üçüncü bir kişi hakkında bilgi elde etmek, işlediği veya işlediğinden kuşkulanılan bir suçtan ötürü kendisini cezalandırmak, kendisinin veya başkalarının gözünü korkutmak gibi amaçlarla, fiziksel veya ruhsal olarak ağır acı veya ıstırap veren herhangi bir fiildir.’

Unutulmaması gereken önemli bir durum da şudur ki; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 94/6. maddesi gereğince bu suç bakımından zamanaşımı uygulanmayacaktır. Bu suçları işleyenler ülkeden çıkmış olsalar bile uluslar arası geri kabul anlaşmaları uyarınca iade edileceklerdir.

İşkence suçu ve türevlerinde zamanaşımı olmadığı için bu suça ilişkin şikayetler uzun yıllar sonra da yapılabilmekle birlikte, geçen süre zarfında suçun belirtileri zamanla kaybolabilmektedir. Bu yüzden imkan olan en kısa sürede işkenceye ilişkin yapılacak suç duyurusu kapsamında gerekli girişimlerin yapılması gerekmektedir.

Fatih ALKAN

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 11 Eylül 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın