Dayılar, Tahliye Kapısı Oldu -2

yorumsuz
1.680
Dayılar, Tahliye Kapısı Oldu -2

Ağır hasta, bakıma muhtaç, hamile, engelli vs. tutukluların ve hükümlülerin mevzuatta sahip olduğu hakları ve uygulamada yaşanan sorunları irdelemeye devam ediyoruz.

Genelde tedaviyi yürüten ya da teşhisi yapan hekimler hastalığı genel olarak teşhisle (hastalığın kişide yarattığı durumu tanımlamakla) yetinmektedirler. Oysa 16. madde kapsamında bir başvuru söz konusu olacaksa tedaviyi üstlenen ya da teşhisi koyan hekimden gerekirse yazılı olarak bilgilendirme talep edilmelidir. Hastalığın genel niteliği, kişide yarattığı tahribat, ilerleme düzeyi, hastalığın genel tedavi koşulları ve kişi için zorunlu, asgari tedavi koşulları, tedavinin uygulanma sıklığı gibi bilgilerin de düzenlenecek belgelerde yer alması önemlidir. Hastaya ve hastalığa ilişkin en doğrudan bilgilere hastayı en yakından takip eden ve tedaviyi yapan hekim sahiptir. Hasta Hakları Yönetmeliği 15. madde hastaya tüm bu bilgileri isteme hakkı tanımaktadır. Kaldı ki hekimin bu bilgilerin hukuki olarak taşıdığı önemi bilemeyeceğini ve başvuruyu inceleyecek savcının da tıbbi bilgisinin yetersiz olduğu gözetildiğinde tedavi eden hekimden alınacak bu tür bilgiler başvuru için önemli bir veri oluşturacaktır.

Uygulamada bu tür başvuruların temel dayanağının sağlık durumunu gösterir belgelerden oluştuğunu göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer hastalık kapatılmadan önce başlamışsa ya da engelliliğin haline ilişkin önceden alınmış raporlar, geçirilmiş tedaviler varsa bunlara ilişkin tüm bilgiler başvuruya eklenmelidir. Bu belgelere ulaşılamıyorsa başvuru sırasında ya da inceleme aşamasında belgelere ilişkin bilgi verilerek belgelerin toplanması savcılık makamından talep edilmelidir.

İhtiyaç duyulması halinde kişinin tüm sağlık bilgileri değerlendirilerek durumuna ilişkin bir rapor uzman hekimlerden talep edilebilir. Konunun uzmanlarının –ki birden çok hastalık söz konusu ise ya da bedensel engelliliğin tespiti birden çok tıp alanının konusuna giriyorsa böyle bir rapor başvurunun anlaşılması açısından önemlidir- vereceği bu rapor bağlayıcı olmamakla birlikte önemlidir.

Uygulamada yaşanan sıkıntılardan biri de uzman hekimlere ulaşmaktır, Türk Tabipler Birliği, sağlık sendikaları ya da bu alanda çalışan STÖ’ lerden yardım istenebilir. Bir diğer sıkıntı hapishanede tutulan sağlık dosyasına erişimde yaşanmaktadır. Kişinin sağlık bilgileri özeldir ve bu nedenle gizlidir. Ancak hakkında başvuru yapılacak kişi buna rıza gösterdiğini ve belgelerin örneğini almaya yetkili kıldığı kişinin açık kimliğini yazılı olarak hapishane idaresine bildirdiğinde bu sorun aşılabilir. Hasta Hakları Yönetmeliğinin 15. ve 16. maddeleri hastanın bu hakkını düzenlemektedir.

Adli Tıp genelde ‘cezaevinde kalmasında sakınca yoktur’ diyerek kimi zaman tamamen etkisi dışında raporlar verebilmektedir. Böylesi bir durumda itiraz zorunludur, bu aşamada verilecek rapor daha çok hastalığın genel tanımı ve raporu isteyen kişinin hastalıktan nasıl etkilendiği, hastalığın seyri, olası sonuçları, tedavi koşulları gibi bilgileri içermelidir.

Bütün bu sürecin sonunda eğer Cumhuriyet Başsavcılığı infazın geri bırakılmasına karar verirse yukarıda belirtildiği gibi belli koşullarla kişi salıverilir. Fakat savcılık başvuruyu yine “sebep belirterek” bu aşamada da reddedebilir.

Cumhuriyet Başsavcılığının ret kararı ister başvuru yapılır yapılmaz isterse gerekli incelemeler yapıldıktan sonra verilmiş olsun bu tür kararlara karşı itiraz yolu aynıdır. Ret kararına karşı, başvurunun yapıldığı yerde ki Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etmek gerekir. Bu itiraz ret kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde yapılmalıdır. İtiraz, kararı veren Cumhuriyet Savcılığına da yapılabilir ve savcılık tarafından ilgili Ağır Ceza Mahkemesine iletilir. Ağır Ceza Mahkemesinin vereceği karar kesindir. Bu karara karşı yapılabilecek şey Anayasa Mahkemesi, AİHM gibi hukuki yollara başvurmaktır. Bu başvuruların yapılabilmesi içinde iç hukuk yollarının doğru ve sonuna kadar kullanılmış olması gerekmektedir. Genelde Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından Cumhuriyet Başsavcılığının kararlarını onandığı için Ağır Ceza Mahkemesine itiraz ihmal edilmektedir, oysa iç hukuk yollarını tüketmek AYM ve AİHM nezdinde hak aramak için ön koşuldur.

Bu konuda mutlaka dikkate alınması gereken bir husus da madde 16 çerçevesinde birden çok kez başvuru yapmanın mümkün olmasıdır. Hastalığın her safhasında bu talebi yeniden ileri sürmek mümkündür.

Bunların dışında fıkra (4) ile gebe ve yeni doğum yapmış kadınlar için istisna bir düzenleme getirilmiştir. ‘Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

Ancak fıkra (5) ile bu düzenlemede kendi içinde ciddi sınırlamalara tabii tutulmuştur,’.. Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz…’ Bu başvurularda infazın gerçekleştiği yer Cumhuriyet Başsavcılığına yapılır ve yukarıda belirtilen yasal prosedüre göre işlem yapılır.

Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi
(5275 sayılı yasa madde 17) Bu madde sağlık sorunları da dahil olmak üzere mahpus hakkında verilen ceza hükmünü dikkate alarak ‘infaz ertelemesine’ olanak tanımaktadır.

Kimler başvuruda bulunabilir?

Hakkındaki ceza kesinleşmiş ve hapis cezasının infazı için çağrı kâğıdı gönderilenler veya hüküm almış ve halen mahpus olan kişiler başvurabilir.

Burada temel kriter hapis cezasının süresidir, kasten işlenen suçlarda 3 yıl ve daha az, taksirli suçlarda 5 yıl ve daha az hüküm giyen kişiler, hapishanede de olsalar bu madde kapsamında başvuru yapabilirler.

Bu maddede kişinin sağlık sorunları da infaz ertelemesi kapsamında değerlendirmiştir. Sağlık sorunlarının ispatı 16. madde kadar ciddi bir prosedüre tabii değildir, ikna edici sağlık raporları sunmak yeterli olacaktır.17. madde fıkra (4) ‘…veya hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde…..’ diyerek hem ispat hem de hastalığın değerlendirilmesi konusunda Cumhuriyet Savcılığına geniş bir kanaat alanı bırakmıştır. Ayrıca fıkra(5) ile ‘Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir’ düzenlemesini getirmiştir.

Ayrıca 17. Madde kapsamında başvuruda bulunmak için kişinin belli suçlardan hüküm giymemiş olması ve iyi halli ( disiplin cezası almamış olması) gerekmektedir. Fıkra (6) ‘ Bu madde hükümleri; a) Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar, b) Mükerrerlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler, c) Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar, hakkında uygulanmaz.’ düzenlemesi ile yasanın uygulama alanını iyice daraltmıştır. Bu haliyle bu düzenlemenin cezaevlerindeki ağır hasta ya da engelli bireyler acısından etkin bir sonuç doğurması beklenemez.

Yapılan başvuru eğer reddedilirse, ret gerekçeleri ve itiraz mercii ve süre belirtilerek başvurucuya tebliğ edilecektir. Bu karara karşı da Ağır Ceza Mahkemesine itiraz mümkündür.

Ağır Hastalık, Sakatlık veya Kocama Nedeniyle Hayatlarını Yalnız İdame Ettiremeyen Hükümlüler hakkında Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanması
(5275sayılı yasa ek madde 105/A)

 

Bu madde genel olarak denetimli serbestlik uygulamasını düzenlemektedir ve fıkra (3) (b) bendinde ‘Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir.’ düzenlemesine yer verilmiştir.

Öncelikle bu yasanın mahpuslara uygulanabilmesi için denetimli serbestlik hakkı iyi halli olma gibi yasada tanımlanmış zorunlu koşulları taşımak gerekmektedir. Ayrıca ağır hastalık, engellilik ya da kocama halinin Adli Tıp Kurumundan alınan ya da Adli Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmesi gerekmektedir.

Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebi Anayasa 104 madde çerçevesinde af talebi

Anayasa’nın 104. maddesine göre, Cumhurbaşkanı “sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek ve kaldırmak” yetkisine sahiptir. Bu konuda yapılacak tek şey Cumhurbaşkanlığına yazılı olarak başvurmaktan ibarettir; kişi isterse bu dilekçeye raporlar ve sağlık durumuna ilişkin diğer belgeleri ekleyebilir.

Kaynak yazı: https://hapistesaglik.com/agir-hasta-ve-bakima-muhtac-mahpuslara-iliskin-yasal-mevzuat

15 Temmuz sonrası, dünya yeni bir işkence yöntemiyle tanıştı, doğum yapmak üzere olan gebenin kapısında polis beklemesi ve doğumdan hemen sonra tutuklanması, 10 günlük bile olmamış bebeklerin annelerinden ayrılması…Mevzuat, “doğum yapan anneyi ilk 6 ayda tutuklayamazsın” diyor, şu anki Türkiye adaleti, lohusalara sütlerini lavaboya döktürüyor…
Bağımsız adaletli günler…

Zeynep Sırdaş

 

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 23 Ağustos 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın