Dayılar, Tahliye Kapısı Oldu -1

yorumsuz
1.296
Dayılar, Tahliye Kapısı Oldu -1

Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın uyku apnesi gerekçesiyle serbest bırakılması, ağır hasta, bakıma muhtaç vb. tutuklularla ve hükümlülerle ilgili mevzuatın gündeme gelmesine neden oldu. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra, cezaevi şartlarında tedavisi iyi yapılamayan hastaların,son evre kanser hastalarının vs.cezanın ertelenmesi gibi haklardan yararlanamadığını görmüştük. Hakların kullanımındaki bu eşitsizlik, sosyal medyada tepki toplamıştı. Son bir yılda, tutuklu sayısının 60.000 artmış olması ve tutukluların 18.000 kadarının kadın olması nedeniyle söz konusu mevzuatın dikkat çekici bölümlerini paylaşmak istedim. Cezaevinde de olsa herkes, hapishane dışındakilere eş bir sağlık hizmetinden yararlanma hakkına sahip.

Ağır hastalık, engellik ya da yaşlılık gibi dezavantajlı bireyler için infaz koşulları katlanılamayacak sonuçlar doğurabilmektedirBu sorunlardan muzdarip olan mahpusların durumları nedeniyle çektikleri acıyı ağırlaştırmayacak ve sürekli tıbbi gözetim altında tutulmalarına imkân tanıyacak bir ortamda tutulmaları sağlanmalıdır. Uluslararası sözleşmelerde bu konuya ilişkin pek çok düzenleme yapılmıştır.

Yasal prosedürleri tartışmaya başlamadan önce şu hususu hatırlatmakta yarar var: Tartışacağımız tüm yasal prosedürün işleyişi (mahpus başvuru yapmasa dahi ) yasal olarak infazdan sorumlu savcılık makamının sorumluluğu dâhilindedir ve infazdan sorumlu savcının resen tüm bu süreçleri işletme yetkisi vardır.

Ağır Hasta ve Bakıma Muhtaç Tutuklu ve Mahpuslara İlişkin Mevzuatımızda Yer Alan Yasal Düzenlemeler

Hastalık nedeniyle cezanın infazının geri bırakılması
(5275 sayılı yasa madde 16)

Hapishanede tutulan ağır hasta ya da bakıma muhtaç bireylere ilişkin mevzuatta çok fazla düzenleme bulunmamaktadır. Bu konudaki en genel düzenleme 5275 sayılı CİK(Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun) 16. madde de yapılmıştır.

Kimler 16. madde kapsamında başvuruda bulunabilir?

Madde öncelikle hükümlüler hakkında düzenlenmiştir. Tutuklukların devam eden yargılama nedeniyle tedbir niteliğinde bir kararla kapatılmış oldukları ve haklarındaki her türlü salıverilme kararının da ancak yargılamayı yapan mahkemenin yetkisinde olduğu savıyla 16.madde çerçevesinde başvuru yapıp yapamayacakları tartışmalıdır. Ancak CİK durumlarının gerektirdiği -ki bu lehe yorumlanması gereken bir düzenlemedir- hallerde bu yasadaki hükümlerin tutuklu bireylere de uygulanacağını belirtir. Eğer koşulları gerektiriyorsa tutuklular da madde 16 kapsamında başvuru yapabilir

Akıl hastalıklarına tutulan mahpuslar dışında kapatılan her bireyin madde 16’de düzenlenen haktan yararlanmak için başvuru yapma hakkı vardır. 16 madde fıkra (1) akıl hastalıklarına tutulanları özel bir düzenlemeye tabi tutarak bu başvurunun kapsamı dışında değerlendirmiştir. ‘Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü,iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57. maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır…’ düzenlemesine yer vermekle yetinmemiş. Madde 16 (2) fıkrasında da ‘…Diğer hastalıklarda…’ ibaresi ile ‘akıl hastalığına tutulmuş’ kişileri açıkça bu başvurunun kapsamı dışında tutmuştur. Bunun dışında kişinin sağlık durumu esas alınmış, maddenin kapsamı hastalıkların varlığı ve yarattığı tehlike üzerinden düzenlenmiştir.

Madde 16 kapsamında yapılan başvuru ile talep edilen haklar nelerdir?

Öncelikle bu madde herhangi bir biçimde cezasızlık hali düzenlemediği gibi, kişinin infazında sürekli bir durum değişikliği de yaratmaz. Cezanın miktarı ya da uygulanmasıyla da ilgili değildir. Madde 16 CİK ‘hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi’ üst başlığı ile düzenlenmiştir.

Bu başvuru sonucu ancak koşullu bir salıverilme kararı talep edilebilir. Zaten yasa da ‘infazın geri bırakılması’ kavramını kullanmaktadır. Olası bir salıverilme durumunda uygulanacak prosedür de açıkça düzenlenmiştir.

Temel hedef verilen cezanın birey açısından katlanılabilir koşullarda yeniden kaldığı yerden devamını sağlamaktır. Kişinin salıverilmesi denetimli serbestlik benzeri bir rejime göre gerçekleştirilir. Sonuç olarak 16 madde ile geçici bir süre için infazın durdurulması yasanın tabiri ile geri bıraktırılması durumu düzenlenmiştir.

Maddenin uygulanma prosedürü
Başvuru Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından incelemeye tabi tutulur. Bu inceleme sadece yazılı başvuru ile sınırlı değildir, savcılık makamı gerekli gördüğü konularda resen inceleme yapabilir. Ancak uygulamada ilk inceleme genellikle hapishanede her mahpus için ayrı ayrı tutulan ‘sağlık dosyası’ ile sınırlı olmaktadır ve eğer varsa infaz kurumunda görevli hekimlerin ya da sağlık personelinin bilgisi ile yetinilmektedir.

Madde 16 infazın geri bırakılacağı durumları fıkra (2) ve fıkra (6) ile düzenlemiştir. Bu madde yalnızca mahpusun ya da yasada ki tanım ile hükümlünün sağlık durumuna odaklanmaz. Tek başına hastalığın niteliği, kişinin hayatında yarattığı tehlike gibi hususların varlığı ve ispatını esas almaz.

Madde 16 fıkra (2)’de yapılan düzenleme ‘Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa, mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır. ‘Burada kriter hapis cezasının infazının mahkumun hayatı için ‘kesin tehlike’ teşkil etmesidir. Kendi içinde son derece yoruma açık bir kavram olan ‘kesin tehlike’ kavramı uygulamada kararı verecek olan merciiye çok geniş bir takdir yetkisi vermektedir.

Bu madde de; ‘hastalığın ölümcül olması, kişinin bir ya da birden çok hastalık nedeniyle yaşadığı sağlık sorunları, bu sorunların yarattığı hayati tehlike’ değerlendirme konusu değildir. Ciddi risk altında olmak ya da infaz koşullarının kişide geri dönüşü mümkün olmayan hasarlar bırakması ihtimali gibi tıbbi olarak değerlendirmenin daha olası ve etik olduğu düzenlemeler yerine yasa koyucu, infaz koşullarından kaynaklı ‘hayati tehlike teşkil ediyorsa’kriterini getirmiştir.

Fıkra (6) ise benzer bir düzenlemeyi hapishane koşullarında hayatını yardımsız sürdüremeyecek durumda olan bireyler için yapar : ‘Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.

Burada da bireyin bu engellilik nedeniyle dayanması gereken bedensel acılar veya karşı karşıya kaldığı kısıtlamalar gibi fiziksel olarak tanılanabilecek bir kriter değil, cezaevi koşullarında yalnız başına yaşamını idame ettirme gibi son derce yoruma açık bir tanım yapılmaktadır. Bura da; ’Yaşamımızı neleri yerine getirince idame ettirmiş sayılırız?’ sorusu muğlaklığını korumaktadır.

Her iki tanım da tıbbi olarak raporlanması çok kolay olmayan kriterlerden yola çıkmaktadır. Her ne kadar kişinin sağlık sorunları ve bu sorunların yarattığı tehlike, bu kriterlere kısmen cevap veriyorsa da uygulamada bu belirsizliğinin yarattığı bir boşluk bulunmaktadır. Yasanın getirdiği tanımlar kapatılmanın koşullarındaki değişkenlikle birleştiğinde son derece keyfe keder bir durum yaratmaktadır. Bu koşullarda hasta mahpuslar, genelde iyileşme ihtimalinin kalmadığı anlaşıldığında tahliye edilmektedirler.

Tüm bunlara bir de ‘…toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun..’ ibaresi eklenerek maddenin kapsamı iyice daraltılmış olmaktadır. Her ne kadar ‘toplum güvenliği bakımından tehlike’ ibaresi (6) fıkra metninde yer alsa da maddenin bütünü için değerlendirilerek uygulanmaktadır. Yaşamını tek başına idame ettiremeyen ya da infaz koşulları hayati tehlike yarattığı için serbest bırakılması düşünülen bireylerin toplum için ne gibi bir tehlike teşkil edeceği ya da bu tehlikeyi nasıl yaratacağı daha da önemlisi bireyin ‘toplum için tehlike oluşturmayacağını’ nasıl iddia ve ispat edeceği mantıklı olarak izah edilememektedir. Burada yine karar merciine geniş bir kanaat alanı bırakılmıştır.

‘Toplum güvenliği bakımından tehlike’ tanımı ile 16 maddenin uzun süreli hapis cezalarına uygulanması olanağı pratikte ortadan kaldırılmış olmaktadır. Bu tanımla ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezaları özelikle siyasi suçlardan ceza alanlar başta olmak üzere, uzun süreli ağır hapis cezası alanların bu maddeden yararlanmaları neredeyse imkânsız hale getirilmiştir.

Kaynak yazı: https://hapistesaglik.com/agir-hasta-ve-bakima-muhtac-mahpuslara-iliskin-yasal-mevzuat

Görüldüğü üzere, mevzuattaki belirsizlikler, keyfi kararlara ve eşitlikten uzak uygulamalara zemin hazırlamaktadır. Temennimiz, tutuklu ve hükümlü yakınlarının haklarını bilmesi, haklarından faydalanmasıdır.

Yarın devam edecek. Bağımsız adaletli günler.

Zeynep Sırdaş

 

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 20 Ağustos 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın