Bylock’a Hiç Bu Açıdan Baktınız Mı?

yorumsuz
6.316
Bylock’a Hiç Bu Açıdan Baktınız Mı?

Merhaba, bu yazıda kendisine ait bir şeyler olabileceği düşüncesiyle açıp okuma ihtiyacı hissedenler… Bylock kullanıcısı olduğu gerekçesiyle görevinden ihraç edilenler merhaba… Eşi, çocuğu, annesi, babası, kardeşi bylock kullandığı gerekçesiyle tutuklu olanlar merhaba… Bu muammadan az veya çok nasibini almış olan ve bylock kullandığı gerekçesiyle toplumdan tecrit edilen, aranıp sorulmayan kimseler, sizlere de merhaba diyelim.

Böylesi bir sebepten ötürü yazılan bütün yazılarımda bu konudan muzdarip olan kimselere teselli mi vereceğimi, hukuki bilgilendirme mi yapacağımı yoksa bu saçmalığın ayyuka çıktığını mı anlatacağımı bilemiyorum inanın… Bu konuda yaklaşık 1 yıllık süre zarfında birçok hususu sizlerle mütalaa ettik. Öncelikle sadece ve sadece bu programı indirip kullanmış olmanın bir suç olarak değerlendirilmeyeceğini belirttik. Ancak bu programa ait olduğu iddia edilen ıp’ler ile bağlantıya geçmenin bile suç olarak değerlendirilip ilgililere ceza verileceğini nerden bilebilirdik?! Sürecin başından beri günümüze kadar bu kriptolu yazışma programı olan nesnenin kamuoyu ve yargı mercilerindeki yerine hep birlikte göz atalım istiyorum..

Bu konuda nispeten bir araştırma yapanlar bileceklerdir ki, bylock ile ilgili haberler kamuoyunda 15 Temmuz 2016 tarihinden önce çıktı. Bu programın bir terör örgütü tarafından gizli haberleşme ağı olarak kullanıldığı belirtildi haberlerde. Hatta neler söylenmedi, ki bunları söyleyenler hem sıradan vatandaş hem de yıllarını hakimlik, savcılık ve mülki amirlik yaparak geçiren bürokratlardı…

  • ‘Bylock sadece flash bellekle yüklenebiliyormuş’ dediler. Şu ana kadar bildiğim hiçbir akıllı telefonda usb giriş mekanizması yok!!
  • Bunun ardından ‘bluetooth ve sd kartla yüklenebiliyormuş dolayısıyla örgütten olmayan bunu yükleyemezmiş’ dediler. Ancak şuan google play ve app store’da bulunan bütün programların .apk ve diğer dosyalarının çeşitli sitelerde bulunduğunu bilmiyorlardı muhtemelen.!
  • “Programı kullanabilmek için 3 ila 8 arasında değişen sayıda kişinin bu programa kullanmak isteyen kimseye referans olması gerektiğini” söylediler. Ancak bu programın herkes tarafından indirilip kullanılabileceğini bilemediler.

 

  • Bu programı indirip kullananlar ile sadece indiren ve kullanmayanların ayrımının yapılabileceğini belirttiler, ancak sürecin başında ‘kırmızı bylock’çu olduğunu iddia ettikleri kimselerin şimdi bylock kullanmadığını gördüler. Belki de o zaman akıl edemediler bu ‘kamu tarifelerini’ icad eden operatörün neden bylock listelerinde fahiş hatalar yaptığını… Ama şimdi sanıyorum ki biliyorlar..

Mesela o zaman ortalıkta dolaşan bilgilere göre 2014 yılında bylock programının bu kimseler tarafından kullanıldığının tespit edildiği söyleniyordu. Peki demezler mi adama, madem o zaman tespit edildi bu programı kullanan kişi veya odaklar, neden 2015 yılında bile bu programın kişilerce yüklenebilmesine müsaade ettiniz? İnsanları neden bilgilendirmediniz Resmi Gazete vasıtasıyla? ‘Bakın bu terör örgütü böyle bir program kullanıyor ve biz bunu tespit ettik bu programı kullanmayın, bunu yüklemek bile suç’ demesi gerekmiyor muydu Devletimizin?

Şu anda bu kadar mağdur olur muydu peki böyle bir yöntem izlense, yoksa bu programı sadece yüklemenin suç olamayacağını değerlendiren hukukçular vardı da buna gerek mi duyulmadı? Eğer öyle hukukçular varsa şu anda neden konuşmuyorlar? Neden demiyorlar ki bu programı kullandığı sadece ıp eşleştirilmesi yapılarak iddia edilen kimseler hakkında ceza verilemez diye? Neden demiyorlar ki bu mantıkla gidersek yarın bir başkası çıkar, whatsapp’tan darbe yapılmış diye bütün whatsapp kullanıcılarını darbeci diye suçlarlarsa ne olur diye?!

Şimdi bu yazıyı okuyup da ama whatsapp internet mağazalarından yükleniyor, bu programı sadece örgüt üyeleri yükleyebiliyormuş Fatih Bey diyenlere karşı cevabım peşindir; Bylock denen program da bu mağazalardan indiriliyor. İsteyen mağazadan indirir isteyen sd kartla yükler… Bu sıradan bir müzik indirme programı için bile böyledir. Ve hatta hatta ki 2015 yılında google play store’da yapılan bir sorgulama parametresine göre bu mağazada ‘bylock’ kelimesi ile arama yapıldığında iki tane program çıktığını belirtiyorlar çeşitli blog sitelerinde… Böylesi bir durum varsa bu nasıl bir vehamettir açıklanması gerekmiyor mu? İnsanlara tuzak kurulduğundan bahsediliyor çeşitli bilirkişi raporlarında, peki bu durumu nasıl açıklayacak o bilirkişiler?

Bu bylock hususunda şu kadar girmişsin bu programa ithamlarının kaynağı olan BTK kayıtlarına bir göz atalım isterseniz…

BTK kayıtları genel itibariyle bir server’ın ıp numarasını baz alıp o numaraya erişim sağlayan bütün ıpleri gösteren dökümlerdir. Bu kayıtlara göre bir gsm numarası görünmekte, bu gsm numarasına ait özel ıp ve genel ıp adresi belirtilmektedir.

Ancak bu bir tane genel ıp numarasının ortalama olarak, Turkcell operatöründe 13,5 tane gsm numarasına, Vodafone operatöründe 15 tane gsm numarasına, Avea operatöründe 18 tane gsm numarasına belirli bir gün ve saatte tanımlayabilmektedirler. İşin ilginç yanı ise bu ıp’leri hangi zamanda hangi gsm numarasına tanıttıklarının kaydını tutmuyorlar.

  • Peki bylock kullanıcı tespitleri nasıl yapılıyor?

Milli İstihbarat Teşkilatımız bylock serverlarını ele geçiriyor, serverlarların ıp numarası (BTK kayıtlarındaki hedef ıp) ile etkileşime geçen ıp numaralarını (BTK kayıtlarındaki genel ıp) belirliyorlar ve bu genel ıplerin hangi gsm numarasınca kullanıldığını ilgili operatöre soruyorlar… Operatör de bu ıp numaralarını hangi gsm numarasına tahsis ettiğini, kaç tane gsm numarasına tahsis ettiğini belirtmeden bildiriyor. İşte burada ilginçlikler silsilesi başlıyor. Bu durumdan mütevellit bylock kullandığı iddia edilen kimselerin aynı saniye içerisinde 8-10 defaya kadar bylock sunucu ile iletişime geçtikleri görülüyor. Böyle bir şeyin hem fiziken hem de teknolojik olarak imkanı yok elbette.

Öte yandan bu programı kullanan kişiler hakkında düzenlenmiş olan iddianamelerde çoğunlukla, ‘şüphelinin, örgütün münhasıran kullanmış olduğu programı kullanmış olması’ ve ‘bu programları kullananların muhakkak terör örgütü ile irtibatlı kişiler olduğu’ belirtilmektedir. Yani bu ifadeler hukuk literatüründe bize şunları anlatmaktadır. Bu örgütten olmayan bir kimseler bu programı kullanamazlar ve bu programı kullanan herkes bu terör örgütünün üyesidir…

Peki gerçekte öyle mi? Bu programın google play ve app store’da bulunduğunu bizzat mucidi söylüyor. Yani sıradan bir vatandaş da bu mağazalara girip bu programı indirebiliyor.. Yani bu programı her kullanan, indiren terör örgütü üyesi değil demek ki. O zaman iddianame ve gerekçeli kararlarda sayfalarca yer alan ‘örgütün haberleşme ağı’ başlıklı izahatlar boşa düşmüyor mu? Bu programı kullanarak birileri terör faaliyeti icra etmiş olabilir mi? Elbette olabilir. Ancak bu durum, o programı kullanmayı bırakın programın serverının ıp’si ile irtibata geçen her kişiyi terörist yapmaz.! Lütfen bu kadar aykırılık varken bunu savunmayalım. Bağımsız ve tarafsız Türk yargısı adına komik duruma düşüyoruz. İçerikler çıkarılır ve bakılır terör örgütü eylem planı ve faaliyeti var mı diye, ki bu içerik tespitinin de hukuka uygun olarak yapılması gerekir. Ceza Muhakemesi Kanununda belirtilen ‘iletişimin tespiti’ başlıklı güvenlik tedbiri düzenlemeleri bunun için vardır.

Bu konuda bylock verilerinin elde ediliş şekli Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/13 esas 2017/21 karar sayılı dosyasında yer almıştır. Buna göre dosya içerisinde yer alan ifade aynen şudur;

Milli İstihbarat Teşkilatınca bu yetkiye dayanarak teşkilata özgü teknik istihbarat usul araç ve yöntemleri kullanılmak suretiyle Bylock uygulamasına ait sunucular üzerindeki veriler ile uygulama sunucusunun ve IP adreslerinin satın alındığı, e-posta adreslerinin içerikleri başta olmak üzere muhtelif veriler elde edildiği, düzenlenen teknik analiz raporu ve dijital materyallerin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne ulaştırıldığı görülmektedir.

Yani bu ifadeye göre, MİT’in delilleri elde etme şeklinin Anayasamızın 20, 22, 38/6 ve CMK’nın 134 üncü maddesine aykırı olduğu ortadadır.

Bu kadar aykırılığın olduğu bir yargılama faaliyetinde suçu tespit etme ve suçluyu bulmak ne yazık ki mümkün değildir. Bu tip icrai faaliyetlerle ancak sayıları milyon kişi ile ifade edilen mağdur insan kitlesine yenileri eklenir.

Gelelim son günlerde gündemimizi hayli meşgul eden, aslında bylock kullanmamalarına rağmen kullanmış gibi görünen 11480 kişi olayına… Öncelikle bylock kullanan kişi sayısının 15 Temmuzun hemen sonrasında 265 bin kişi olarak açıklandığını, sonrasında bu sayının 215 bine düşürüldüğünü, Şubat 2017 tarihinde 102 bine düşürüldüğünü ve son olarak çıkan bu 11.480 kişi ile de yaklaşık olarak 90 bin kişi olarak göründüğünü söyleyelim. Peki doğal olarak aklıma şu soru geliyor benim, aslında sürecin başında bylock kullandığı iddia edilen ancak çeşitli gelişmelerle kullanmadıkları ortaya çıkan 175 bin kişi var. Dikkatinizi çekerim, 175.000 kişi yani Türkiye’deki bir çok ilin nüfusundan fazla.. Bu kadar kişide hata yapan bir tespit mekanizmasının bu 90.000 kişiyi sağlıklı olarak tespit ettiğini nereden bileceğiz? Yoksa önümüzdeki günlerde karşımıza yeni yeni ayıklama listeleri mi çıkacak? Bunu hep beraber göreceğiz ömrümüz vefa ederse.

Bu 11.480 kişinin nasıl tespit edildiği muamması hala gizemini koruyor. Yani bu ayıklama için illa ki bir kriter belirlenmiştir. Bu kriterin kamuoyuyla paylaşılması en üst derecede elzemdir artık. 11.480 kişilik listede yer alıp da daha önce tutuklandığında 170 küsur tane bylock yazışması olduğu belirtilen ve Saadet Partisi İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi olduğu iddia edilen Mustafa Yaman’ın neye göre bylock kullanmadığının ispat edilmesi gerekmez mi en azından? Çeşitli sosyal medya platformlarında sorulan soruları yineliyor olacağım belki ama, bu kişi 170 yazışma yaptıysa neden serbest? Yapmadıysa neden tutukluydu? Bu kişinin durumunda olan daha kaç kişi var? Bütün bu sorular aydınlatılmaya muhtaç bilgiler elbette. Cevabını birileri verirse öğrenmiş olacağız, cevap verecek kimse bulunmazsa da kendi çabalarımızla öğrenmeye çalışacağız.

İşin özüne de indiğimizde karşımıza çıkan ana etken şu oluyor ki; bu programı kullanmak sebebiyle terör örgütüne üye olmak suçunun isnat edildiği kişiler bakımından yapılması gereken uygulama içeriklere bakılması, terör eylem planı ve diğer terör argümanları varsa ve eğer bu tespitler hukuka uygun yapıldıysa bununla hukuka uygun bir şekilde, üç beş yıl sonra bozulmayacak kararlar verilmesidir. Çünkü yargı birimlerimiz Ergenekon ve Balyoz yargılama süreçlerindeki faaliyetleri çerçevesinde yeterince yıpratıldılar. Bir yıpratılma da bu davalar sebebiyle olmasın… Yargımızın hem ulusal anlamda hem de uluslararası arenada bir ağırlığı olsun.. Herkes şunu desin ki; Türk yargısı bir operasyon aracı olarak kullanılamaz. Türk yargısı, bağımsız ve tarafsız biçimde araştırma yapar ve hakkaniyetle karar verir. Türk yargısı güçlü güçsüz ayırt etmeden herkesten suçun hesabının sorar. Türk yargısı kimsesiz gariban insanlara zulmedip de (tabir-i caizse) godamanlara tolerans göstermez. Türk yargısı ‘Hazreti Ömer adaletinin yer yüzündeki temsilcisidir’ desinler.

Bu çerçevede vicdanlı, bağımsız ve tarafsız Türk yargı mensuplarına çok büyük bir yük düşüyor. Çünkü ülkemizde artık neyin yapılmaya çalışıldığı muallakta. Bir yanda çeşitli gerekçelerle ihraç edilen ve tutuklanan kimseler varken, bir yanda aynı gerekçelerle yerlerinde duran kimseler var. Yanlış anlaşılmasın kimse yerinden edilsin demiyoruz, ancak herkes eşit muameleye maruz kalsın. Nasıl ki bazı kimseler referansları gerekçesiyle rüzgardan korunuyorlarsa, ötekiler de denizin ortasında fırtınaya maruz kalmasınlar. Bu günler elbette geçer ancak geriye herkesin yaptıkları kalır. Herkes ahirete yaptıklarını götürür…

Bugüne kadar gelen süreç bize şunu gösteriyor ki, bylock meselesinden dolayı daha çoook sayıda izahat yapmak gerekecek. Çünkü bylock konusunda aralarında hakim ve savcıların da olduğu çook kişi bilmediği çok şeyi öğrenecek. İnşallah gerçeklerin anlaşıldığı günler uzakta değildir…

Fatih ALKAN

∗Konu ile ilgili diğer değerlendirme yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Bylock Davalarının Seyri Değişiyor Mu?

AYM’den MİT Raporu Kararı

Yargı Süreci Bitmiş Değil

Bylock Ve AYM’nin Gerekçeli Kararı

Yargıtay’ın Bylock Gerekçelerinin Geçersizliği

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 30 Aralık 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın