Bu Neyin Bedeli

yorumsuz
6.676
Bu Neyin Bedeli

Bugünlerde herkes biraz KHKlıysa da farkında değil, sıra onlara gelmedi çünkü…Bunu Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in, 21 Kasım 2017’de, Okan Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Yargı Öncesi Alternatif Çözümler’ sempozyumunda yaptığı açıklamadan sonra daha iyi anladık. Cirit, Türkiye’deki hukuksuzluğu rakamlara döktü ve 2016 yılı adli sicil istatistiklerine göre 80 milyonluk ülkemizde yaklaşık 6 milyon 900 bine yakın şüpheli vardır. Demek ki Türkiye’de nüfusa oranladığımız yüzde 8 civarında kişi şüphelidir, haklarında ilk derece soruşturma yürütülmektedir. Yine 2016 verileri itibariyle bunlarda 2 milyon 900 bini küsuru hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bunlardan 2.5 milyonu şüpheli hakkında ise kovuşturma kararı alınmış ve ilk derece mahkemelerinde yargılanmaktadırlar. 800.000 kadarı ise yetkisizlik, görevsizlik ve değişik şekillerde haklarında işlem yapılmayanlardır. 2.5 milyon kişinin derin kovuşturması sonucunda, yaklaşık 1 milyonuna hapis, para cezası gibi cezai yaptırım uygulanmaktadır.” dedi.

Çevrenize bir bakın ve düşünün; komşularınız, iş arkadaşlarınız, öğrencileriniz / öğrenciler, akrabalarınız vs., tanıdığınız her 100 kişiden biri, 15 Temmuz darbe girişiminin şüphelisi olarak görülüyor. Haklarında henüz adli işlem yapılmadı, “vatan haini” ilan edilmediler, toplum tarafından dışlanmadılar, işsiz kalmadılar, gözaltına alınmadılar, tutuklanmadılar, pasaportları iptal edilmedi, eğitim hakları engellenmedi vs. ama her an ihraç edilenlerin ve tutuklananların kaderini paylaşabilirler.

Peki, bu neyin bedeli ? Bildiğiniz gibi hükümet, yıllardır her 2 kişiden birinin, hükümet yanlısı olduğunu söyleyip gururlanıyor. Ne değişti de hükümet, destekçisi olduğunu düşündüğü insanları, demokrasimizin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuyusunu kazmakla suçlamaya başladı? Şimdiye kadar, hakkında işlem yapılan kişilerin çoğunun masum olduğu kararına varıldı. Demek ki somut delil toplanması noktasında büyük yanlışlar var. Biz yargının, kör topal çalıştığını sanıyorduk, meğer çoktan kesilmiş bacağımız…

Anayasa’nın 38. maddesinin 4. Fıkrası: “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar…”

AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) m. 6/2. fıkrada: “Bir suç ile itham edilen her şahıs suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar…”

Adalet sistemimizdeki en önemli sorunlardan biri de şu; Türk adaletinin en temel kavramından, “suçluluğu ispatlanana kadar herkes masumdur.” (masumiyet karinesi) anlayışından vazgeçilmiş durumda. Oysa “Anayasamızın 15/2 maddesi uyarınca masumiyet karinesi savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde dahi dokunulması mümkün olmayan çekirdek haklar kategorisine dahil edilmiştir.”(1).

Vatana ihanet suçlaması, basit bir suçlama değil, temizlenebilecek bir leke hiç değil…Bir kişi, “şüpheli” olarak nitelendirildikten sonra, bütün hakları geri verilse de, tazminat ödense de, iade-i itibar yapılsa da, asla önceki yaşamına geri dönemiyor. Damgalanan kişi, toplum nazarında her zaman hain. En iyi ihtimalle, “aynı ortamda/mahallede/iş yerinde birlikte yaşanmak zorunda kalınan, ancak uzak durulmak istenen kişi oluyor”…

“Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

 

(1)Ceza Hukukunda Masumiyet Karinesi yazısının tümü için TIKLAYINIZ

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 26 Kasım 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın