Bu İstisna Kaideleri Bozuyor

Bu İstisna Kaideleri Bozuyor

21 temmuz 2016’dan beri OHAL’de olan Türkiye, 19 Ekimde beşinci kere OHAL’in uzatılmasıyla olağan yaşam biçimi olarak OHAL’i benimser haline gelmiştir. Artıgerçek’de İtalyan felsefeci Agamben’in “kamu hukuku- siyasal olgu” ve “hukuk düzeni-yaşam” kavramlarını açıklarken kullanmış olduğu “istisna hali” kavramı üzerine yazı kaleme alan Ümit Kardaş, Türkiye’de uygulanan OHAL rejiminin tipik bir istisna hali örneği olduğuna değindi. Yazının bir bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.

Devletin iktidar gücü, dışarıda uluslararası hukuku gözardı ederek, içeride ise kalıcı bir istisna hali yaratarak ve yine de hukuku uyguladığını belirterek bir şiddet rejimini uygulayabilir.

İtalyan felsefeci Giorgio Agamben, “kamu hukuku” ile “siyasal olgu” ve “hukuk düzeni” ile “yaşam” arasındaki ara bölgeyi tanımlarken “istisna hali” kavramını kullanır. Ona göre “istisna hali” kavramı, siyasal belirsizlik veya nedeni ne olursa olsun bir kriz durumunda siyasal düzenin sağlanması adına hukukun kendini askıya almasıdır. Krizle veya gerilimli bir belirsizlikle kesintiye uğrayan toplumsal ve siyasi işleyişin sürekli bir hal alması diğer bir deyişle hukuksuzluğun artık normalleşmesidir. Böylece istisna hali yasal biçimi olmayan şeyin yasal biçimini alır. Türkiye’de uygulanan OHAL rejimi tipik bir istisna hali örneğidir. 

Siyasi sistemle bütünleştirilemeyeceklerine karar verilen yurttaşların ötekileştirilmelerinin ötesinde bedenen de ortadan kaldırılmalarına izin veren ve yasal bir iç savaş olarak görülen istisna hali modern totalitarizmin bir sonucu.

Tıpkı zorla kaybedilenlerin durumunda olduğu gibi. Bu nedenle istisna hali çağdaş siyasette demokrasi ile mutlakiyet arasında bir belirsizlik eşiğine denk düşmekte.

İstisna hali temeline “zorunluluk” kavramı yerleştirilerek normalleştirilir. “Zorunluluğun yasası yoktur” ( Necessitas legem non habet ). Bu deyiş iki sonuç doğurur. “zorunluluk hiçbir yasa tanımaz” ve “zorunluluk kendi yasasını yaratır”. Böylece “zorunluluk” kuramı,bir istisna hali olarak ortaya çıkmakta. Zorunluluk hali modernleşmeyle birlikte hukuk düzenine sokuldu ve yasanın gerçek bir hali olarak kabul ettirildi.

Hukukun askıya alınmasının “ortak iyilik” için gerekli olabileceği fikri Ortaçağ dünyasına yabancıdır. Nitekim Dante’ye göre “her kim hukuk amacına ulaşmayı hedefliyorsa, hukukla yol almak zorundadır”.

Agamben’e göre istisna hali, bir yandan normun yürürlükte olduğu ama uygulanmadığı,öte yandan yasa değeri olmayan kararların  yasanın gücünü edindikleri bir yasa halini tanımlar. (Kanun Hükmünde Kararnameler)

İstisna hali, yasasız bir yasa gücünün söz konusu olduğu bir yasasızlık uzamıdır.

Yasanın gücü ile edimin radikal olarak ayrıldığı noktada yasanın gücü mistik bir şeydir.Yasanın mistik gücü temsili devlet otoritesini gösterirken, edim devrimci bir örgütün isteyebileceği şekilde belirsiz bir öğe gibi salınır.

İktidar gücünün merkezde barındırdığı şey istisna halidir.

Devletin iktidar gücü, dışarıda uluslararası hukuku göz ardı ederek, içeride ise kalıcı bir istisna hali yaratarak ve yine de hukuku uyguladığını belirterek bir şiddet rejimini uygulayabilir.

Siyaset, iktidar gücünü elde ettiğinde kendini kurucu güç yani hukuku kuran şiddet olarak algılamak suretiyle hukukla kirlenmekte ve sürekli gerilemektedir. Aksine siyaset, Agamben’in deyişiyle şiddet ile hukuk arasındaki bağı kesen eylem olmalıdır. Ve ancak hukukun istisna halinde onu yaşama bağlayan düzeneğinin devre dışı bırakılmasından sonra saf bir hukuku karşımızda bulmamız mümkün.

Haberin Tamamını Okuyun

Kaynak: Artıgerçek

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 25 Ekim 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın