Birlik Zamanı Gelmedi Mi

yorumsuz
1.364
Birlik Zamanı Gelmedi Mi

      15 Temmuz 2016, Türkiye için çok önemli bir gün, sadece demokrasinin korunması bakımından değil, adalet, eğitim, sağlık, emniyet vb. sektörlerde çalışan kişilerin yasa dışı bir şekilde ihraç edilmeye veya tutuklanmaya başlanması bakımından da…Kamuda çalışmamış olanlar, bir kamu çalışanının, atandıktan sonra hangi yasal haklara sahip olduğunu genellikle bilmezler, son bir yıla kadar, bilip bilmemelerinin pek de önemi yoktu. Neden önem kazandı ? Çünkü, açığa alınanların, ihraç olanların, bu işlemlerin hukuk dışılığını vatandaşa anlatmaktan başka seçeneği yoktu ama ön yargılı insanları ikna etmek mümkün olmadı. Basına yapılan açıklamaların, hukuki ve insani haklarla örtüşmemesi tuz biber oldu ve toplum hiç ayrışmadığı kadar ayrıştı, birbirinden kuşkulanmaya ve uzaklaşmaya başladı.

      15 Temmuz’un üzerinden bir yıl geçti, buna rağmen toplumun önemli bir kısmı ya ihraçlardan habersiz ya da umursamıyor…Arka arkaya çıkan KHK’ler, “bari gerekçeyi söyleyin”, “ben suçsuzum, vatanıma ihanet edecek bir şey yapmadım”, “yanlışlık olmalı” diyenlerin sayısını artırdı ama ne ihraç olanlar ne yakınları ne de doğrularla birlikte yanlışların da yapıldığını fark eden vatandaş, adalet için konuşmadı, konuşamadı.

      Bir yılda, insan hakları adına, hukuk adına çok şey kaybettik ama geç de olsa harekete geçebiliriz, birlik ve beraberliğimizi tekrar sağlayabiliriz…Haksızlığa ses çıkarmak, provokasyon veya başkaldırı değildir. Aksine, “insan” olmak, erdem sahibi ve adil olmaktır.
  1. 20’den fazla anne, doğumdan sonra gözaltına alındı, doğum odasına/ameliyathaneye girdiklerinde kapılarında polis bekliyordu. Hamile kadınların hakkında işlem yapılacaktıysa, doğuma gelmeden önce de yapılabilirdi…Ayrıca, 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanununun 16’ya 4. Maddesinde: “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.” Bu kanunun 116. Maddesi de bu durum “tutuklular hakkında da uygulanır’’ deniyor. Bu işkenceye son verilmesi için konuşalım, insanlık, insan hakları kazansın.
  2. “Banane”, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın”, demekten vazgeçelim. İhraç olanların bir kısmı da bu görüşteydi, KHK  ile ihraç edildikten sonra adaletsizliğin farkına vardılar.
  3. “Oh olsun, “Asılsınlar”, “250 şehidimiz var” diyenler, ihraç olanların veya tutuklananların, suç işlediğini görmediniz ama suçlanmış olmaları, onları vatan haini ilan etmeniz için yeterli oldu, şehitler, onların da şehidi, gaziler onların da gazisi. Suçlanma gerekçelerini (aralarında suçlu olanlar vardır, onları bağımsız adalet tespit etmeli) ve insanların adalet önüne çıkmasının neden engellendiğini bir kez düşünün. Tüm ihraç olanlar, tutuklananlar, darbe girişimine destek verdiği veya bağlantısı olduğu için tutuklanmadı. CNN TÜRK’te konuşan (önceki) Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın, KHK ile ihraç edilen on binlerce devlet memurunun durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, bu kişilerin ihraç edilmesinde tümünün suçlu olmadığı, bu kişilerin suç işledikleri veya FETÖ ile bağlantılı oldukları için değil, idari kararla görevden uzaklaştırıldığını söyledi. Adalet Bakanı, adaletsizliği kabul etmişken yüz binlerce insan hâlâ hakkını arayamıyor. Artık farkına varalım.
    Program videosu için tıklayınız

Cezaevlerinde, anneleriyle yaşayan 561 çocuk var, yaklaşık 18.000 kadın tutuklandı, onların da çocukları var. Bir kişi suçluysa elbette cezasını çekmeli, ancak 1 yıl geçmesine rağmen iddianamesi bile hazırlanmayan çok tutuklu var, başka bir deyişle tutuklular, keyfi şekilde cezaevinde tutuluyor ve çoğu, “Pardon” denip salıverilecek. Bu ne vicdana, ne insan haklarına sığar. O çocuklar, sadece çocuk, en azından onların hatırı için adalet isteyelim…Bağımsız adalete muhtaç olmamanızı dilerim…

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 26 Temmuz 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın