Bayram Kimlere Gelir?

Bayram Kimlere Gelir?

Bayram kimlere gelir? Bayramların anlamı, idraki ve icrası nasıl olur? Kronikleşmiş sosyal ve dini meseleler bayrama taşınırsa neler olur? Herkesin birden bayram kutlama yarışına girdiği ama yüzyüze gelmek istemeyen toplumsal kliklerin, göz göze gelip hal hatır soramadığı hatta arkasından laf ettiği toplumsal ortamda neyi nasıl kutluyoruz? Hele tüm bu şartların iktidar tarafından hazırlanıp desteklenip kullanıldığı ortamda, dünyanın öbür yanındaki mazlum insanlar için insaniyet naraları atanların bayramdan anladığı nedir?

Bu yazı fıkıh ya da “Bayramın manası” “Bayramı şöyle idrak etmeliyiz” türünden bir yazı olmayacak. Zira bunları konuşanların ne dediklerinin hiçbir kıymetinin kalmadığı dönemler yaşıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu kişiler, zihinlerinin arka planında insanları keskin kategorilere sınıfladıkları gibi, bir kısım müslümanları dahi kendi ötekileri ilan etmişler. Hutbede okudukları şeyin muhattabı kendisi gibi düşünenlere ulaşıyor, ötekiye gitmiyor. Onlara ilişkin bütün içsel dışsal yargılamaları değerlendirmeleri sonlanmış. Fakat “tüm müslümanların” bayramını kutlaması gerekiyor. İşi kitabına uydurduysa mesele yok, yaşamını keyfine göre devam ettirebiliyor. En fenası da insanlar buna güle oynaya eşlik edebiliyorlar. En doğru yolda olduğunu bilmenin doyumuyla uyutulmaya devam ediyorlar.

“Bu sene ne kestiniz?” sorusunun en çok sorulduğu bir mevsimde, birileri istedi diye etiketlenerek, işsizliğe, sosyal ayrımcılığa, tutsaklığa, tehdit ve hakaretlere maruz kalan KHKlıların ve OHAL mağdurlarının bir yanıtı olmuyor. Onlar genelde “Beni kim arayıp bayramımı kutladı?” sorusuyla geçiriyor bu bayramı, öncekinde olduğu gibi. Bir yardım bir infak edenleri varsa kendilerini şanslı sayıyorlar. Onun dışında her şey aynı. Aynı toplum aynı telaş aynı görmezden gelmeler, korkular, suçlamalar… Bütün bunlardan bayramda aile ziyaretleri bile tedirgin edici onlar için. Hem bazısı bugünlerde bayram ziyaretine cezaevlerine gitme derdinde. Onlar bayramı yüreklerindeki derin yokluğu hissederek idrak ediyorlar. Gelene gidene gülümseyip kendileriyle kaldıklarında gözlerini nemlendirerek…

Bugün bir kurban kesim yerine gittim, biraz atmosferi alayım, insanlarla muhabbet edeyim diye. Biraz da belki bir ikram eden olur diye… Neyse işler kesatmış bu sene ikram yokmuş. Bir tane tanıdık bir öğretmen çıktı orada sıra bekliyormuş. Bakıştık bir süre, sonra başını çevirdi… Bağışçı arayanlar çıkmış bir de hisse sahiplerine sokulup falanca kuruluşa bağış yapar mısınız diyorlar. Bir amca “Bize zor yetiyor bu tosun bağış veremem oğlum” dedi. Genç adam “Amca kurbanda ihtiyaç sahiplerinin de hakkı var ama” diyince amca “Bu bizi anca sırattan geçirir oğlum” dedi. O an başka bir gezegende yaşadığımı düşündüm. Ne kadar da başka ve öteki olduğumu… Başka bir yol yoktu, döndüm uzaklaştım.

Bayram birlikte yaşanır derler. Dayanışma, kardeşlik, yardımlaşma… Artık içine giremeyeceğin kadar yabancılaştığın bir toplulukla nasıl bayram yaşanabilir ki? Sabah hutbeden konuşulanın üzerinden bir saat geçmeden bu olan bitenleri yok saymam mı gerekiyor onların arasında olabilmem için? Yoksa şu ortama sırtını dönüp çıkmak mı gerekir artık. Yeri zamanı geldiğinde de güzelce anlatmaya çalışmak…

Sabah da söylendi; gelmeyene gitmek, sevmeyeni sevebilmek derler ya… Toplumuzun şunu bilmesi lazım; bir KHKlı bir OHAL mağduru, bunu yapabilecek durumda değil. Çünkü hepiniz ordaydınız, hepiniz seyrettiniz, sesiniz çıkmadı, hatta ikrar ettiniz. Hepiniz bir yerde ortaksınız olan bitene. Dolayısıyla bize bu ortamda bayram gelmez. İstesek bile o atmosferi soluyamayız, solutmazsınız. Sizlerin yaşadığınız da bayram değil, manasız geleneksel bir ritüeldir. Bunu anlayıp “gelmeyene gitme” kavlinden bir niyetle bir gün bize gelmeye kalkarsanız, konuyu bilin; geçmişinizden bahisler açılacak. Biz her gün öteki olmayı hayatımız boyunca taşıyacağız, en azından bir gün siz de ne olduğunuza gözlerinizi kaçırmadan karar verin. Belki bayramınız bayram olur. Belki birlikte olur.

Bize ulaşmayan bir bayramı kutlamayacağım bu sene. Olan biteni idrak etmeye, en müslümanca duruşun ne olacağına karar vermeye çalışarak geçireceğim bu günleri. Belki vacip olduğu için değil de, gerçekten hak ettiğimi düşünerek okurum teşrik tekbirlerimi…

K.Fikret

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 1 Eylül 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın