Artık Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak

yorumsuz
2.425
Artık Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak

Sıradan, ortalama bir yaşam sürerken bir sabah uyandığınızda hiçbir ilgi ve dahiliniz olmayan bir olayın “özne”si olarak kendini bulmak… Darbe olayının kendisi fazlasıyla travmatikken bir de öznesi olmakla suçlanıp, iki kat daha ağır travmatik bir sürecin tam ortasında kalmak…

Sayıları yüzbinleri aşan ve birbirini tanımayan insanlar, bir anda omuzlarına yüklenen “KHK mağduru” ortak paydasında kendini buldu.

Travma, bireyin ruhsal ve bedensel varlığını sarsan, yaralayan, inciten olaylar olarak adlandırılmaktadır. Travmatik olayın bireyi hasta etmesinin en önemli nedeni, uyaran fazlalılığı ve bireyin bunlarla başa çıkmasının imkansız hale gelmesidir.

Travmatik olayın ani ve beklenmedik oluşu, olayların kontrol dışında gelişmesi ve kişinin kendisini çaresiz hissedişi, pasiflik, güçsüzlük, yoğun kaygı travmanın nitelikleri arasındadır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), DSM-IV’te (Ruhsal Bozuklukların Tanısal El Kitabı), gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karşılaşması, böyle bir duruma tanık olmak gibi ağır travmatik olaylardan sonra ortaya çıkabilen, özgül belirtilerle kendini gösteren bir tablo olarak tanımlanmaktadır.

TSSB’de belirtiler bir aydan daha uzun sürer. Belirtilerin 2-30 gün sürmesi ve dissosiyatif belirtilerin eşlik etmesi durumu Akut Stres Bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Akut Stres Bozukluğu (ASB), DSM-IV’te aşırı travmatik bir stres kaynağı ile karşılaştıktan sonraki bir ay içerisinde anksiyete belirtileri, dissosiyatif belirtiler ve diğer belirtilerin görüldüğü durumlar olarak tanımlanmıştır. ASB’de belirtilerin 2-30 gün arasında ortaya çıkıp kaybolması gerekmektedir. Belirtiler 30 günden sonra da devam ediyorsa tanı TSSB olarak değiştirilir. Travma sonucunda ortaya çıkan olayı yeniden yaşama, kaçınma, irkilme ve diğer aşırı uyarılmışlık belirtileri ana ruhsal belirtileri oluşturur. Bu belirtiler bireyin sosyal ve mesleki işlevselliğinde bozulmaya yol açmaktadır.

Eğer siz de “benim için artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacak” cümlesini kuruyorsanız , büyük olasılıkla travmatik süreciniz olmuş yada etrafında dolaşıyorsunuzdur…

KHKlı mağdurlar olarak çoğumuzun heybesinde bir travması bulunuyor. Travmatik olaylar karşısında kişiler; travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, anksiyete (kaygı) gibi bozulmalar gösterebilir. Yaşanılan süreç çok zorlu ve bu durumla baş etmek de bir o kadar zor.

Amacım yaşadıklarınızı tekrar canlandırmak, yüreklerinizdeki yarayı tekrar kanatmak değil… Bugün artık yaralarınız ilk gün ki gibi kanamıyor olabileceği gibi ciddi bir profesyonel destek gerektiriyor da olabilir. Travmatik süreç geçiren birçok insan problemler yaşayabilir. Bir süre sonra bu kişilerin birçoğu bu problemlerden büyük ölçüde kurtulabilir ve hatta eskisine göre daha da güçlenebilirler. %10-15 gibi bir bölüm ise travmatik olaylardan uzun süreli olarak etkilenir.

Travmatik süreç geçiren her bireyin yaşadıklarına verdiği tepki ya da bu durumla baş etme yöntemleri farklılık gösterebilir. Bireysel farklılıklar, sosyal çevre, aile, kültür, geçmiş yaşantılar gibi pek çok faktör etkili olmaktadır. Travmatik bir olay karşısındaki tepkinin evrensel özellikleri olmasına karşın etnik-kültürel faktörler kişinin TSSB’ye yakalanma olasılığı, ifade edişi ve tedaviye yanıtında rol oynayabilmektedir (Marsella ve Kameoka 1989, Marsella ve ark. 1993). Bazen de, sıradan gibi görünen ya da çoğu insan için bir felaket gibi görünmeyen olaylar, söz konusu olayın kişi için öznel bir anlamı olması nedeniyle TSSB’ye neden olabilmektedir.

Size eğer şunu yaparsanız, şöyle sonuçlar elde edersiniz gibi listeler vermek istemiyorum. Çünkü her birey tek ve özeldir. Aynı olayı yaşayan her bireyin, süreç ve koşulları birbirinden çok farklı olabilir. Birisi için katlanılması çok zor durum yada koşul bir diğeri için önemlilik listesinde alt sıralarda yer alabilir.

Yine de benzer süreçlerden geçildiği varsayılarak temel bazı noktaların altı çizilebilir. Yaşadığınız süreç ve yaşanılanı kabul etmek atılması gereken ilk ve en önemli adım olacaktır (Birçoğunuz bu aşamayı geçtiniz belki de). Zaman zaman benzer süreçleri yaşayan bireyler bir araya gelerek, yaşadıklarını ve duygularını paylaşarak, birbirlerine sosyal destek sağlayabilirler. Duygu yoğunluğunun boşalması, içerdeki fırtınanın dışarı atımı son derece önemlidir. Yaşanılan olumsuzlukları sürekli içe atmak, yok saymak, bastırmak, sürekli kendini suçlamak, duygusal olarak iyi hissetmezken iyi gibi görünmeye çalışmak, hiç beklenmedik zamanlarda ani öfke patlamalarına neden olabilir. Sizi anladığına inandığınız insanlarla sık sık bir araya gelebilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken, sürekli olumsuz duygu ve düşüncelerin çevresinde dolaşarak, değişime, farklı bakış açılarına direnç göstermek ve birbirinize olumsuzlukları yüklemek olabilir.

Hiçbir karanlığın sonsuza kadar sürmeyeceğini düşünerek ümidi taze tutmalı. Bununla birlikte dışarıdan bir kurtarıcı beklemek yerine, kendi yaşamınızın kahramanının “kendiniz” olduğunu düşünerek harekete geçebilirsiniz.

Yaşanılan bu ağır süreçle birlikte belki bazılarınız kendisiyle ilgili yeni keşiflerde bulundu. Bazılarınız daha önce yapmaya cesaret edemediği şeyleri yapabilme gücünü kazandı. Bugün kendi işini kuran birçok KHK mağduru olduğunu biliyoruz. Bazılarınız kendi yeteneklerini kullanarak bunu kazanca dönüştürmeyi öğrendi. Kendinizi yaşamdan soyutlamadan, hayatın içine dahil olarak “ben de varım” diyebilirsiniz. Yeniden varoluş mücadelesi vererek, çıkış yollarını kapatmaya çalışanlara karşın, kendinize yeni yollar ya da ara yollar açabilirsiniz. Hayatınızı yeni bir düzene oturtmaya çalışabilirsiniz, bu önceki düzenden farklı olabilir. Hayatınızda artık anlamsız ve işlevsel olmayan şeyleri devreden çıkarabilirsiniz. Sizin için önemli olan kişilerle daha sık görüşebilirsiniz.

Travmatik yaşam olaylarına maruz kalan bazı bireylerin, bu travmatik yaşam olaylarından sonra pozitif değişimler de yaşadıkları belirlenmiştir. Bu değişim; yaşam değeri algısında yükselme, kişilerarası ilişkilerin daha anlamlı hale gelmesi, bireyin kendilik algısının güçlenmesi, manevi ve varoluşsal değerlerde artış şeklinde kendini göstermektedir (Tedeschi & Calhoun, 2004).

Yaşadıklarınızla ilgili olarak; anılarda sık tekrarlanma, sık kabuslar görme, uykuya dalmada güçlük çekme, yaşanılan olayın önemli kısımlarını unutma, olayla ilgili her şeye aşırı duyarlılık ve tepki verme, kendini güçsüz hissetme, insanlardan uzaklaşma, yoğun kaygı duyguları gibi belirtiler bir aydan uzun süredir devam ediyorsa profesyonel yardım almanızı öneririm. Bu yazıda ifade edilmeye çalışılanlar kısa tespit ve önerilerdir. Travmatik deneyim ve sonrasında görülen bozulmalar ciddi bir tedavi sürecini gerektirmektedir.

Travmatik olayın ciddiyeti, süresi, travmaya yatkınlık, travma sonrası stres bozukluğunun gelişiminde son derece önemlidir. Travma süreci uzadıkça TSSB’nin ortaya çıkma ve kronikleşme potansiyeli de artmaktadır. TSSB’ye müdahalede erken değerlendirme ve çabukluk anahtar faktörlerdir. Bozukluğun erken tanılanması müdahalenin hızlı bir şekilde yapılmasını sağlayacaktır.

Artık birçoğumuz için yola koyulma ve yeniden başlama zamanı çoktan geldi belki de…

Uzman Psikolog Deniz
@deniz346176


KAYNAKLAR
1. Amerikan Psikiyatri Birliği. Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı, Dördüncü Baskı, Yeniden gözden geçirilmiş tam metin (DSM-IVTR).(Çev. Ed. E. Köroğlu). Ankara: Hekimler Yayın Birliği; 2007.

2. TEDESCHI Richard G.- CALHOUN Lawrence G. (2004), “Posttraumatic Growth: Conceptual Foundations and Empirical Evidence”, Psychological Inquiry, 15, ss. 1- 18

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 10 Mayıs 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın