Adın Batsın KHK

yorumsuz
2.341
Adın Batsın KHK

Gerçekten de adı batsın mı KHK’nın?
Yoksa KHK ile gelen durum; şimdiye kadar bu kadar fazla görmediğimiz hayatın acı yüzü mü?
Her şey zıttıyla daha iyi anlaşılır. Hayatın şuan yaşadığınız acı veren acıtan yüzü sahip olduğumuz şeylerin kıymetini anlamamıza neden değil mi?
Bir mağdurun tweetindeki şu sözleri tam da bu manaya gelmiyor mu : Sizin gündelik olarak ailecek kahvaltı yapmanız bizim hayalimiz.

Halbuki bu sıradan olayı önceden çok yaşamışlardı. Ama sıradan yaşamışlardı. Artık sıradan olmadığı, büyük bir nimet olduğunun farkına varılıyor. Mefhumu muhalifi, aileniz ile birlikte aynı sofradasınız, kıymetini bilin. Dünün olağan bir olayı o mağdura göre hayal kurulacak büyük bir olay.
Yeni Müslüman olan bir Alman’ın hidayeti Ramazan ayına denk gelir. İlk orucudur. İftara yakın su bardağını ağzına götürüp durur. Hidayetine vesile olan arkadaş çok mu susadın der. Alman kardeşimiz hayır der, suyun bu kadar kıymetli olduğunu bilmiyordum der.
Yani bu geçici ayrılıklar, çekilen geçici zulümler hayata bakış ufkumuzu değiştirecek belki de. Keşke KHK olmasaydı. Ama olduysa da ‘’neden olduğunu’’ düşünmek yerine fani dünyanın bu da diğer yüzü diye mücadele gerekiyor.
Neden siz?
Belki de Hakk (cc) tarafından seviliyorsunuz da ondan dolayı siz.
Efendimizin (sav) 40 gün başına bir bela gelmeyen imanından şüphe etsin mealindeki hakikati dikkate alırsak ibre seviliyorsunuz yönünü göstermiyor mu? Ve de bu yol size kaderin seçtiği bir yol olduğu için belirli bir süre hava ve su gibi sizinle olacağı için onunla yaşamaya alışmak en makulu değil mi?
Esaret, beden olarak mı tutuklu kalmaktır?
Özgürlük beden olarak mı özgür olmaktır?

Kim, bu KHK’lı insanların suçsuz olduğunu bildiği halde onları işsiz bırakan bakanların, bürokratların yerine olmak ister ki?
Kim, bu kadar insanı neden mağdur ediyoruz, bu doğru değil diyemeyen insanların yerine olmak ister ki?
Kim, bu insanların mağdur edilmesine karşı çıkan ve bu nedenle sıkıntı çeken insan kadar onurlu olabilir ki?
Kim, gasbedilen bir evde ikamet eden müftü yerinde olmak ister KHK ile görevden alınmış bir insan olmak yerine?
Hakikati söylemeyip boyun eğen mi özgür yoksa, ‘’emrolunduğu gibi dosdoğru’’ ilahi emri ile doğruları dile getirip tutuklu olan mı özgür?
Yine mağdurlardan bir kadının 10 yaşındaki oğlu babasını özlemle anıp duruyormuş. Arkadaşının babası serbest bırakılmış. Koşarak annesine inşallah babam da bırakılır demiş. Annesi de ‘’onun babası itirafçı oldu 6 isim verdi ondan tahliye edildi’’ demiş.
Çocuk ; yani o 6 babanın çocukları da mı babasız kaldı demiş. Evet cevabını alınca da ‘’ o zamana benim babam çıkmasın’’ demiş.
Kim bu çocuktaki olgunluğu takdir etmez ki?
Kim Hakk (cc) tarafından bu süreçteki onurlu duruşu ile rızasını kazanma şerefine nail olmak istemez ki? Belki de ömrünüzde bir daha karşınıza çıkmayacak bir manevi fırsat dönemidir bu dönem.
Geçmişte anlatılan bir olay ile bitirelim.
Zülkarneyn Aleyhisselam ordusuyla gece yolda giderken ordusuna:
Ayağınıza takılan şeyleri toplayın, diye emir verir.
Ordu bu emri duyunca; içlerinden birinci grup:
Çok yürüdük, çok yorgunuz. Gece vakti bir de ayağımızı takılan şeyleri toplayarak boşuna ağırlık mı yapacağız. Hiçbir şey toplamayalım, diyerek hiçbir şey toplamıyorlar.
İkinci grup ise;
– Madem Komutanımız emretti, birazcık toplayalım, emre muhalefet etmeyelim. Zira ordunun komutanına itaat etmek gerekir, diyerek az bir şey topluyorlar.
Üçüncü grup ise;
– Komutanımız bir şeyi boşuna emretmez. Muhakkak bildiği bir şey vardır. Bir hikmeti vardır, diyerek bütün abalarını ağzına kadar doldururlar.
Sabah olduğunda bir de bakıyorlar ki, meğer bir altın madeninden geçmişler de, ayaklarına değen şeylerin altın olduğunun farkına varamamışlar. Bunu anlayınca.
Hiç almayan birinci grup;

-Ah niçin almadık! Nasıl dinlemedik komutanımızın sözünü. Keşke alsaydık! Bir tane bari alsaydık diyerek pişman oluyorlar.
Az alan ikinci grup ise;
Ah ne olaydı da biraz daha fazla alsaydık. Ceplerimizi, abalarımızı hınca hınç doldursaydık diye sitem ediyorlar kendilerine.
Çok alan üçüncü grup ise;
– Keşke gereksiz, lüzumu olmayan eşyalarımı atsaydım,daha çok toplasaydım. Herşeyimizi doldursaydık, daha fazla alsaydık diyerek, fazla almalarına rağmen üzülüyorlar.
Gün ağarmadan dua ve yardımlaşma ile heybemizi dolduralım. Bu dönem bir daha hayatımızda bize denk gelmeyebilir. Güçlü ve metanetli duruşumuzla diğer insanlara da güç verelim.
Güçlü ve metanetli durmak da şekva ve şikayet de bulaşıcıdır. Başkalarına da doğru olanı bulaştıralım duruşumuzla.
İstemez misin Ya Ömer (ra) diyen Efendimiz (sav) sıkıntıların en ağırlarını çekmezdi sıkıntı çekmek bu yolun katığı olmasaydı.
Ya da Yüce kitabımızda “Sabredenlere, mükafatlar hesapsız verilir. [Zümer 10]” buyururken işinizden, aşınızdan, dostunuzdan, özgürlüğünüzden olmadan başka nasıl bir şeye sabretmenizi istemiş olabilir ki?
Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. (İnşirah 6)
Bu kolaylık gelene kadar Hakk’ın (cc) rızasını kazanmaya bakalım.
Ey iman edenler, Allah’tan sabır ve namazla yardım isteyin. Allahü teâlâ elbette sabredenlerle beraberdir. [Bakara 153]

 

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 24 Eylül 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın