Adalet Tuzağı

Adalet Tuzağı

Ahmet Bestel…İşçi emeklisi, kemik iliği kanseri nedeniyle kemoterapi görüyor ve böbrek yetmezliği olduğu için diyalize giriyor. Altı bezli, tekerlekli sandalyede maskeyle yaşıyor, Ahmet Bestel’in hayatı bunlardan ibaret/ti. Bunları okumak bile, gözünüzde karamsar bir tablo canlandırıyor değil mi…Bir süreliğine, Bestel’in babanız, kayınpederiniz, kardeşiniz, abiniz vs. Olduğunu düşünün. Her an ölebileceğinin bilincinde olursunuz, üzüntü ve çaresizlikle geçer günleriniz değil mi…Çevrenizdekilere söylemeseniz de, içinizden “Bugün var, yarın yok.” dersiniz, uzun vadeli planlarınız olamaz Bestel’e dair. Son günlerinde acı çekmemesini dilersiniz, elinizden geleni yaparsınız tedavisini sürdürmek için ama biliyorsunuzdur, ölüm oradadır, büyük bir kesinlikle yaklaşmaktadır. Bestel’e kızdığınız bir konu olsa, yakında öleceğini düşünerek sesinizi çıkarmazsınız, kırıcı konuşmalar olmaz hiç, zamanının çoğu diyalizde ve tedavilerle geçer zaten, küslüğe, kırgınlığa gerek yoktur, bunun için kalan zaman da…

Şimdi tutuklanan Ahmet Bestel’i düşünün. Bestel’in sağlık durumunun ciddiyeti nedeniyle, gözaltı ve tutuklamalarda kanunen bazı hakları var, tutuksuz yargılama vs., bu hakların dikkate alınması ve tedavisinin azami özenle, en uygun hastanede yapılması gerekiyordu. Ne yazık ki; birçok konuda olduğu gibi, iş uygulamaya geldiğinde kanunlar susuyor, savcıların ve yöneticilerin inisiyatifi konuşuyor. Bestel, doktorlar kemoterapi tedavisine ara verir vermez tutuklandı, “Hayati tehlikesi vardır.” raporu olmasına rağmen ilk 2 gün tansiyon ve şeker ilaçları dışındaki ilaçları verilmedi. Bestel, 3.Evre kanser hastası, yani sona çok yakın ve kansere bağlı şikayetleri de bu oranda fazla, ağrılarının şiddeti vs. Morfinin bile dindiremediği ağrıyla kıvranan bir “hasta”yı gördüğünüzde, suçlu bile olsa, üzülürsünüz, üzülmelisiniz. Bundan etkilenmemek, insanlıktan uzaklaşmaya işarettir bana göre, vatanseverliğe değil…O, “insan”dır suçlu da olsa, hastalık ayrı ceza ayrı. Kanseri ve böbrek yetmezliği olan bir hastaya ilaçlarını vermemekse işkence değil, cinayet…

Her suçlu cezasını çekmeli, ancak bu, suçlu yaşarsa mümkün…Bestel’in tutuklanmasına karar veren savcı, O’nu görmemişti bile. Diğer yandan, suçlu “hasta”ların da hakları var. Ölüm yatağındaki bir hastaya (yakınlarını üzdüğüm için özür diliyorum…), bu hakları kullandırmamak insanlık dışıdır. Evet Bestel ölecek, hepimiz gibi, ama bu şekilde, acı çekerek ölmeyi hak etmiyor. Öldükten sonra “Suçsuzmuş!” denmesinin anlamı olmayacak, yaşatılanların telafisi yok…Kabul etmek gerekir ki; ülkemizde siyasetçiler/siyasi bağı olanlar pek tutuklanmaz, tutuklansalar da, tutukluluklarını diğer tutuklular gibi geçirmezler. Bestel’in durumundaki bir “siyasetçi” olsaydı, aynı şekilde mi muamele edilirdi. Cevabı hepimiz biliyoruz. Ülkemize, dünyaya “insanlık” gerekiyor, bağımsız adaletten de önce insanlık…

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 25 Ekim 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın