Adalet Piyesi

Adalet Piyesi

İki gündür Ankara’daki adli makamların gündeminde olan konu, KHK’larla görevlerinden alınan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yargılanacağı 14 Eylül’deki duruşması olsa gerek ki, iki gün önceden başladı hazırlıklar. Görevlerine dönmek için açlık grevi başlattıkları gerekçesiyle tutuklanan Gülmen ve Özakça’nın savunmalarını üstlenen Halkın Hukuk Bürosu’na (HHB) operasyon düzenlendi.

Sabahın erken saatlerinde hem büronun İstanbul ve Ankara’daki adreslerine, hem iki eğitimcinin savunmasını üstlenen bazı avukatların evlerine operasyon düzenlenerek, 18 avukat gözaltına alındı. HBB, operasyonlar sonrası yaptığı açıklamada, polisin, operasyon düzenlediği bürolar ve evlerde neredeyse her dokümana el koyduğunu, el koyulan belgeler arasında Gülmen ve Özakça’nın savunması için hazırlanan dava dosyalarının da bulunduğunu duyurdu. Böylece Nuriye ve Semih’in savunmalarına el koyuldu.

Operasyon sonrası sosyal medyada “Nuriye ve Semih’in avukatıyım” başlığı altında geniş katılımlı tepkiler verildi. Özgür Hukukçular Platformu, Çağdaş Hukukçular Derneği tüm avukatlarını duruşmaya davet ederek iki eğitimciyi avukatsız bırakmayacaklarını açıkladı. Çok sayıda stk, parti ve sendikadan temsilciler, davaya geniş katılım çağrısı yaptı.

Duruşma Günü
Elbette geniş destekle katılım olması bekleniyordu, öyle de oldu. Hazırlıklar adliye önünde alanın sıkı güvenlik önlemleri ile devam etti. Davayı izlemeye gelen milletvekilleri ve müdahil avukatlar dışında destek amaçlı gelen grupların adliyeye girişine izin verilmedi. Duruşma öncesi yapılan operasyonları prostesto etmek ve Nuriye ve Semih’e destek amaçlı açıklama yapmak isteyen gruba polis müdahale etti. Biber gazı ve arbede sonucu 27 kişi gözaltına alındı. İki gün önce, o duruşmada olmaları gereken 18 avukatın gözaltısına tepki göstermek tabiki “yasak” oluyor.

Yetmedi, duruşma başladığı sırada çevik kuvvet duruşma salonunun önünde bekleyen avukatlara müdahale etti.  Polis avukatları merdivenlerden aşağı adeta sürükleyerek indirdi. Polisin müdahalesine duruşma salonundaki avukatlar da tepki gösterdi. Avukatların beklemesi bile tedirginlik konusu olmuştu anlaşılan.

Duruşmaya Getirilmediler
Açlık grevinde 190 günü geride bırakan “Terör örgütü üyesi olmak ve propagandası yapmakla” suçlanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın ise görülecek duruşmaya getirilmeyeceği bildirildi. Ankara Jandarma Komutanlığı’nın mahkemeye gönderdiği yazıda, bilinçlerinin açık olduğu, aşırı kilo kaybı, kas erimesi, işitme kaybı gibi bir takım rahatsızlıkları olduğu, bu nedenle cezaevi kampüsü içerisinde bulunan hastanede tutuldukları belirtilmekle birlikte, duruşmaya getirilmemelerine “personel yetersizliği ve provokasyon ihtimali” neden gösterildi. Ankara’nın göbeğinde askeri personel yetersizliği gerekçesi ile adalet piyesinin ilk perdesi kapandı.

Duruşma
Savcı mütalaasında Gülmen ve Özakça’nın tutukluluk hallerinin devamını istedi.

Davada tutuksuz yargılanan Acun Karadağ‘a hakim “Hala çalışıyor musunuz?” sorusunu yönetti. Karadağ ise “KHK ile ihraç edildim” şeklinde yanıt verdi.

      Acun Karadağ  Çizim: Tarık Tolunay

Karadağ şunları söyledi:

12 eylül tarihinde avukatlarım saldırıya uğradığı, gözaltına alındığı için ek süre talep ediyorum. 12 Eylül tarihinde avukatlarıma yapılan bu saldırı savunma hakkıma da müdahaledir.

Karadağ’dan sonra söz alan avukatlar, derhal tahliye ve beraat taleplerini ayrı ayrı yinelediler. Yapılan müdahalelerden, hak ihlallerinden, baskılardan ve devletin gücünün bu haklı mücadeleyi sindirmek için kullanıldığından bahsettiler. Her şeyi özetleyen ifade belki Av. Betül Kozağaçlı‘nın şu sözüydü:

Hukuk diye helvadan put yapmışsınız acıkınca yiyorsunuz. Durum aynen böyle.

Kaçma şüphelerinin hem duruşmaya getirme hem de tahliye taleplerinin reddi için kullanılmasına karşılık Sakarya Baro Başkanı Av. Zafer Kazan şöyle dedi:

Nuriye ve Semih ölecekler ise bırakın özgür ölsünler. 40 kiloya düşmüş insan nasıl kaçsın? Ölmeyi göze alan insan neden kaçsın?

Tahliye Talebine Red
Mahkeme Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tahliye talebini “kuvvetli suç süphesi, tutukluluğun ölçülü olması ve delillerin henüz toplanmaması” gerekçesiyle reddetti. Duruşma 28 Eylül’e ertelendi. Bir sonraki duruşma Sincan Cezaevi’ndeki duruşma salonunda görülecek. Sanık Acun Karadağ’a ise 3 avukat sınırı getirildi.

Neler olup bittiği çok açık değil mi? Hangi tarafın hak ve adaletin dilini kullandığı, hangi tarafın bahaneler ve müdahalelerle süreci götürmeye çalıştığı… Kazanan ve kaybeden vicdan sahiplerinde bellidir. Adaletten kaçanlar için kaybetme vakti yaklaşırken, haktan yana olanların zaferi yakındır. Bu dersi bize en iyi  Nuriye ve Semih göstermiştir…

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 15 Eylül 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın