Adalet Aynamız – 1

yorumsuz
2.289
Adalet Aynamız – 1

İhraçlar, gözaltılar, tutuklamalar, lohusa gözaltıları, OHAL’lerin uzatılması, insan hakları ihlalleri vs…15 Temmuz sonrası Türkiye’de yaşananları görmezden gelmeyen her Türk insanının gözüne çarpan gelişmeler bunlardı. Bu süreçteki istatistiki bilgiler Ekim’den itibaren paylaşılmaya başlandı, dolayısıyla yazımda alıntılar yapacağım İnsan Hakları Ortak Platformu Raporundaki bazı rakamlar, Ekim ayından sonrasını içeriyor.

15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün ardından kaç kişinin gözaltına alındığına dair 17 Ekim 2016 tarihine kadar düzenli bir bilgi edinme olanağı bulunmamakla birlikte, 15 Temmuz sonrasında 31 Ağustos 2017 tarihine kadar gözaltına alınanların sayısı en az 110 bin kişiyi buldu.

110 bin insan, 110 bin hayat, 110 bin damgalanmış aile…Gözaltı deyip geçmeyin. Neden gözaltını alındığını bilmemek, gözaltına alınınca yaşananlar, işkenceler…Sonuç tutuklama olmasa bile, FETÖ kapsamında gözaltına alınmak, “vatan haini” etiketinin yapıştırılması için yeterli oluyor ve bu etiket kalıcı. Ayrıca gözaltı süreleri çok uzun. OHAL’in ilanıyla gözaltı süreleri 30 güne çıkarıldı. Avrupa Konseyinin uyarılarıyla 23 Ocak 2017 tarihli 684 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile azami 14 güne (7+7) indirildi.

Ancak “684 sayılı KHK’ya eklenen Geçici bir madde ile 23 Ocak 2017 tarihinden bu KHK öncesinde “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar nedeniyle gözaltına alınan kişiler” hakkındaki gözaltı süreleri değişmeksizin azami 30 gün olarak kaldı.”

Önceki Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 22.11.2016 tarihinde, 2017 bütçe görüşmelerindeki sorulara verdiği cevaplarda, FETÖ/PDY kapsamında gözaltına alınanların 27.645’inin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını açıklamıştı.

Aradan 10 ay geçti, bu sayının katlandığını tahmin ediyorum. Emniyetin yolunu bilmeyen veya sadece resmi evrak gereksinimi nedeniyle emniyete uğrayacak insanlar, birkaç günde bir, imza atmaya gidiyor. Sözde “tedbir” amaçlı olan bu uygulamaların hukuka ne kadar uygun olduğu ise tartışma konusu.

İçişleri Bakanlığı’nın Nisan 2017-Ağustos 2017 dönemine ilişkin verilerine göre, “Terör örgütü propagandası yapan, bu örgütleri öven, terör örgütleri ile iltisaklı olduğunu alenen beyan eden, halkı kin, nefret ve düşmanlığa sevk eden, devlet büyüklerine hakaretlerde bulunan, devletin bölünmez bütünlüğüne ve toplumun can güvenliğine kast eden, nefret söylemleri içerdiği” iddiasıyla toplam 20.345 sosyal medya hesabı incelemeye alınmış ve tespit edilen 8.789 kişinin 1.198’i gözaltına alınmış.

Sadece 5 ayda, sosyal medyada yazdıkları nedeniyle 1.198 kişi gözaltına alındı. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, geçtiğimiz ay, “Zaman zaman şöyle haberler görüyorsunuz, ‘Bir tweet attı, adam tutuklandı’. Tweet yüzünden tutuklandı, çok büyük bir algı operasyonu. Türkiye’de tweet attı diye tutuklanan bir Allah’ın kulu var mı, yok” açıklamasını yapmıştı. Burada size, aylardır cezaevinde olan Atilla Taş’ın tutuklanmasında bir tweet inin delil olarak gösterildiğini hatırlatmak istiyorum. Sosyal medya kullanımında sınırlar olmalı ama bu sınır, düşüncenin ifade edilmesine engel olmamalı, buluttan nem kaparcasına tweet lerin incelenmesi, hem hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına sebep oluyor hem emek israfı.

Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 95. Maddesine göre, gözaltına alınan kişilerin yakınlarına haber verme hakkı var. Ancak OHAL sürecinde Cumhuriyet Savcıları, bu hakkın kullanımını keyfi olarak geciktiriyor ve gözaltına alınan kişilerin yakınları, gözaltından 1 gün sonra haberdar edilmekten şikayetçi.

Madde 95 – (1) Şüpheli veya sanık yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir.

OHAL ve KHKlar, gün geçtikçe daha fazla “insan hakkı” ihlaline sebep oluyor ve mağdur olan kişi sayısı artıyor. Basınımız, üç maymunu oynamayı bırakmalı, yüzlerce gazeteci cezaevinde, 60 bin kişi tutuklu, yüz binlerce insan işini kaybetti. Bir kişinin suçlanması, bir ailenin suçlanması anlamına geliyor. Milyonlarca insan, asılsız ihbarların, “sanıyorum”ların, “kuşku duyuyorum” ların kurbanı oldu, insanlar toplum dışına itildi. Somut delil aranmıyor, arama gereksinimi de duyulmuyor. Adalet, sapla samanı ne zaman ayıracak! Adaletsizlik bugün başkasının evini yakıyor, yarın kiminkini yakar belli değil. Türkiye’nin tarafsız düşünenlere, düşündüğünü söyleyenlere hiç olmadığı kadar ihtiyacı var.

Adalet Aynamız devam edecek. “Bağımsız adalet”li günler.

Zeynep Sırdaş

 

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 25 Eylül 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın