2017’yi Uğurlarken

yorumsuz
3.501
2017’yi Uğurlarken

İl il geziyorum son zamanlarda, kimi eğitim, kimi iş, kimi ziyaret amaçlı. Şunu fark ettim; her şehir, KHK’lardan farklı etkilenmiş, insanların ruh halinden, günlük yaşamlarında değişiklik olup olmamasından, sohbet konularından anlayabiliyorsunuz bunu. İlin siyasi özellikleri, bürokrasiye yakınlık, nüfus yoğunluğu, kentleşme, etnik yapı, eğitim düzeyi vb. bunda etkili kuşkusuz. 4 ile bakalım.

Güneydoğu Anadolu İl: FETÖ kapsamında çıkarılan onlarca KHK’dan, soruşturmasız, yargılamasız ihraçlardan, sebebi belirsiz on binlerce tutuklamadan bihaber buradaki insanlar. Sur’a yapılanlar (yöresel ifade!) konuşuluyor hâlâ. PKK üyeliği ve PKK’yı destekleme gerekçesiyle açığa alınanlar, ihraç edilenler ve tutuklananlar çok az duyulmuş ama çoğunun sorunu kısa sürede çözüldüğü için olsa gerek, diğer KHKlılar ve FETÖ kapsamında tutuklananlar pek umursanmıyor. Türkiye genelinde, KHK ile ihraç olan “herkesin” suçlu olarak görülmesinin sebebi; “Devlet ne yapıyorsa doğrudur.”, “Devletin vardır bir bildiği” anlayışıydı. Ancak bu ilimizde bunun tersi bir bakış açısı hakim, dolayısıyla devlet eliyle yapılanlara kuşku var…

Karadeniz İl: Kimi Karadenizli, elleriyle götürmüş karakola kızını/oğlunu, “Benim çocuk, sendika üyesiymiş, alın, tutuklayın…” demiş, sendikalara üye olmanın yasal olduğunu bilmeden...Kimi Karadenizliyse çocuğu ihraç edildiği için kırılmış, küsmüş devletin adalet anlayışına. Zengine değil, zar zor okuttuğu çocuğuna yetmiş gücü hükümetin, araştırıp soruşturmadan çocuğunun “vatan haini” ilan edilmesi, gururuna dokunmuş Karadenizlinin. Olanlara sessiz kalmaya gönlü razı değil ama “Devletimizdir” deyip suçlunun, suçsuzun ayırt edilmesini bekliyor, devlet yanlış yapmaz çünkü ! Durgun, mahçup, umutsuzluk dolu bir beklentide Karadenizli. Yakını KHKlı olmayan Karadenizlilerde ise kibirle huzur karışımı bir hava seziliyor. Ülke, sanki sadece onlarınmış, “Devlet”i onlar ayakta tutuyormuş gibi bir ağırlık var konuşmalarda.

İç Anadolu İl: Alabildiğine bürokrasi kaplamış her yanı, burası başkent. Meclis’in, demokrasi nöbetlerinin, KHKların başkenti. Sokaklarda, meydanlarda, afişlerde, otobüslerde, her yerde 15 Temmuz yazısını görüyorsunuz. Dün, 15 Temmuz gibi yasta, bugün bayrammış gibi kendinden emin başkent. KHK’ları bilen de, yaşayan da, KHK’lardan etkilenen de çok. İhraçlar, açığa almalar, tutuklamalar derken emniyet, adalet, eğitim vs. çok kan kaybetti. Esnafta ve kamu çalışanlarında derin bir korku var, sindirilmişlik kokusu hissediliyor...İnsanlar, ne iş arkadaşlarına, ne komşularına, ne de akrabalarına güveniyor. Bu sürecin ağırlığını en çok hisseden, başkentte yaşayanlardır muhtemelen.

 

 

Marmara İl: Burası Küçük Türkiye, İstanbul. Herkes, işine gücüne dalmış, “KHK”, kulaklarda bir ses sadece, haberlerde gelip geçen bir söz. 60.000 insanın tutuklanması, 100 bini aşkın kişinin yargılanmadan işten çıkarılması, cezaevindeki 669 bebek, tutuklanan 18.000 kadın, insan hakları ihlalleri, hukuk dışı uygulamalar kimsenin umrunda değil. İnsanlar, Boğaz’da trafik tıkandığında, 15 Temmuz akşamını konuşuyor bazen, o kadar…İhraç olan öğretmenlerin %12’si İstanbul’da çalışıyordu. Görünen o ki; İstanbul, bu büyüklükte bir öğretmen kaybını bile fark etmemiş…15 Temmuz’un ardından yaklaşık 14 ay geçti, Türk insanında dikkate değer bir farkındalık görmedik, ses duymadık. Ne hukukçular, ne siyasetçiler, ne basın, ne insan hakları örgütleri varlık göstermedi, gösteremedi…İstanbul’a “Küçük Türkiye” demem de bundan.

Bu yazıyı yazmaya başladığım sırada, açlık grevine cezaevinde devam eden Semih Özakça’nın tahliye haberini aldık, elektronik kelepçeyle ev hapsinde olacak. Bildiğiniz üzere, sosyal medya, Türkiye gündemini yakından takip eder ve Semih Özakça, tahliyesiyle Twitter’da hemen 1.sıraya yerleşti. Milyonlarca Twitter kullanıcısı adını görecek, sizce kaçı KHKlı olduğunu fark edecek, KHK’ların içeriklerini okuyacak, yaşattıklarını düşünecek. “Bağımsız adalet”le yargılanana kadar herkes masumdur. Özakça Ailesi adına sevindim ama içeride, gerektiği gibi yargılanmamış 60 bin insan daha var, damgalanmış, ihraç olmuş yüz binler var. 2017 yılı bitiyor ve biz Türkiye’de hâlâ adalet güneşinin doğmasını bekliyoruz…

Zeynep Sırdaş

Sosyal Medyada PaylaşFacebookTwitterGoogle+

Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 21 Ekim 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın